Cumartesi, Eylül 23

Turist Ömer’in ‘kompüter’le diyaloğundan Google’a

Sadri Alışık ‘Turist Ömer Uzay Yolunda’ filminde her şeyi bilen ‘kompüter’e ‘Zızztt  Erenköy nedir?’ dediğinde cevap alamıyordu. Biz ise ne kadar şanslıyız, Google’a sorduğumuz makul ve mantıklı tüm sorulara cevap bulabiliyoruz.

‘Turist Ömer Uzay Yolunda’ filminde Sadri Alışık her şeyi bilen ‘kompüter’e (O zaman bilgisayar yerine ‘kompüter’ kelimesi daha yaygındı) ‘Zızztt  Erenköy nedir?’ diyor. Soruya verecek bir cevap bulamayan ‘kompüter’den dumanlar çıkmaya başlıyor. Çünkü ‘kompüter’, ‘Zızztt  Erenköy nedir?’ şeklinde bir soru geleceği düşünülüp, ona göre programlanmamış. Bizim çocukluğumuzda bilgisayar (kompüter kelimesinin yerini zamanla bilgisayar aldı) her şeyi bilen bir cihazdı. En azından filmlerden öyle izlemiştik. Bilgisayar, ne sorarsan sor, cevabı anında yapıştıran, her şeyi bilen bir mucizeydi. Adından da belli değil miydi? ‘bilgi sayar’ yani bilgiyi takır takır sayıyor.

Şimdi Google’a sor, söylesin!

Zamanla bilgisayarların bilgi sayan bir cihaz olmadığını öğrendik. Aradan yıllar geçip de internet hayatımıza girdikten sonra sorduğumuza (tam olmasa da) cevap veren bir bilgisayar yerine Google arama motoruyla tanıştık. Artık hangi konuda bilgiye ihtiyaç duyarsak duyalım, Google’da arıyor, Turist Ömer’in ‘kompüter’e sormasına benzer bir şekilde ‘Google’a sor!’ kavramını hayatımızın olmazsa olmazlarından biri yapıyorduk. Her ne kadar Turist Ömer, ‘kompüter’den sorusuna cevap alamamışsa da, biz Google’a daha makul ve mantıklı sorular yönelterek cevap alabiliyorduk.
Bgün Google’la ilişkimiz öyle bir noktaya geldi ki, artık internetsiz bilgisayar, Google’sız bir internet düşünemez hale geldik. Ve ortaya ‘Google bağımlılığı’ diye yeni bir kavram çıktı. Her konuda Google’a başvuran başka kaynak aramayan, bırakın basılı yayınları, başka arama motorlarını bile aklına getirmeyen, büyük bir yanılgıyla Google’ı internetin kendisi sanan bir kitle oluştu sonraları.

Tek kaynağa bağımlılık tehlikesi

Gelinen noktada, bu internetin en iyi ve en hızlı arama motoru, her ne kadar iyi olursa olsun, tek bir kaynağa bağımlılık büyük sorun olarak karşımızda durmakta ve bir tehlikeyi de beraberinde getirmektedir. Google tarafından listelenmeyen, devlet güçleri tarafından listelenmesi engellenen kaynaklardan mahrum kalmakta, sadece izin verilen çerçevenin içinde aramalarımızı yapabilmekteyiz. Buna örnek olarak Almanya ve Fransa?da devletin ırkçı sitelerin Google tarafından listelenmesine yasak getirdiğini verebiliriz.
Burada hatırlatmamız gereken en önemli noktalardan biri de internette Google’da listelenenden daha fazla kaynak bulunduğudur. İşletim sistemleri yazılımları alanında nasıl Microsoft merkezli tek kutupluluğa karşı çıkıyorsak, aynı tavrı Google konusunda da takınmalıyız. Milyarlarca sitenin bulunduğu internet okyanusunda sadece Google’ın gösterdikleriyle yetinmek yerine, alternatif arama motorları da kullanmalı ve bu motorları desteklemeliyiz. Unutulmamalıdır ki, bugün internette binlerce arama motoru bulunmaktadır. Fakat ne hikmetse, ortalama bir internet kullanıcısına ‘Bana 5 tane arama motoru adı say!’ desek Google, Yahoo ve Altavista’dan başka bir cevap alamayız.

Temel, PageRank teknolojisi

Google’ın yaptığımız arama sonuçlarını listelerken hangi kriterlere göre davranış gösterdiği konusunda bazı soru işaretleri vardır. Her ne kadar sistemin geliştiricileri, PageRank adlı bir teknolojiyi Google’ın temel taşı olarak nitelendirseler de, arama sonuçları konusunda kullanıcıların yönlendirilip yönlendirilmediği konusunda şüpheler bulunmaktadır. Google’ın yaratıcıları, PageRank teknolojisini ‘arama sonuçlarında sitelerin popülerliklerine göre listelenmesi’ olarak tanımlıyorlar. Bu sistemde Google, başka sitelerden sizin sitenize verilen bir bağlantıyı (link) bir oy olarak algılamakta ve ona göre sıralama yapmaktadır. Siteniz ne kadar çok referans gösterilirse o kadar üst sıralarda yer almaktadır. Bu da yönlendirmeye açık bir yöntemdir. Google’da ‘sefil başarısızlık’ (miserable failure) kelimelerinin arandığında ABD Başkanı George W. Bush’un sitesinin çıkması gibi garip olarlar hep sistemin manipüle edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yönteme ‘Google bombası’ adı veriliyor. Öte yandan Google, PageRank sisteminin internet sayfalarının önemini nesnel bir ölçeğe göre değerlendirdiği ve 500 milyon değişken ve 2 milyar terimden oluşan bir denklemin çözülmesiyle sıralamaların hesaplandığını savunuyor.

Gelişmiş matematiksel formüller kullanılıyor

Aslında PageRank teknolojisinin çalışma prensibi hakkında bize söylenenden daha fazla bir bilgiye sahip değiliz. Google yöneticileri, çeşitli karmaşık matematiksel formüller kullanarak sonuçlar elde ettiklerini, bu formüllerin sürekli yenilendiğini ve yeni yöntemler tecrübe edildiğini belirtiyor. Bu formüllerin nasıl oluşturulduğu, bir ticari işletme olan Google tarafından tabiidir ki açıklanmamaktadır. PageRank teknolojisi temel olmakla birlikte Google’da aranan kelimelerin listelenmesinde, bir sayfada aranan anahtar kelimenin bulunup bulunmadığı, aranan kelimenin sayfada kullanılmak sıklığı da dikkate alınmaktadır.
Google’ın rakip tanımamasının en büyük nedenlerinden biri, arama sonuçlarını çok kısa sürede vermesidir. Yarım saniyede 3.3 milyar sayfa tarayabilen sistem, bu özelliğiyle internetteki en hızlı arama motorudur. Google’ın bu kadar hızlı olmasının nedeni, taradığı birçok web sayfasını önbelleğinde saklaması ve arama yapıldığında belleğine önceden kayıt edilmiş sonuçları göstermesidir.

Hukuki sorunlar doğuyor

Arama yaptığımızda sonuçların Google’ın veritabanındaki daha önce saklanmış kayıtlardan gösterilmesi bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Güncelliğini yitirmiş veya yayından kaldırılmış bazı bilgiler bize halen mevcutmış gibi gösterildiğinden bazı hukuki sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Yayından kaldırılmış veya içerdiği bilgilerde düzeltme yapılmış web sayfaları, Google’ın önbelleğinden ulaşılabilmektedir. New York Times gazetesi de, ücret ödeyerek ulaşılabilen sayfalarına Google’dan gelen ziyaretçilerin bedava ulaşabilmesi sorunu ile mücadele etmektedir.

Parası olan daha çok görünüyor

Google, internet reklamcılığında da yeni bir açılım yarattı. Adwords adı verilen sistemle arama sonuçları listelenirken ekranın sağında konuyla bağlantılı reklam kutularına yer verme metodu geliştirildi. Ucuz bir tarifeyle bu reklamları alan Google, tahminlerin üstünde bir başarı gösterdi. Son açıklanan rakamlara göre Google’ın reklam yayın sunucusunda 150 bin adet reklam kayıtlıdır ve reklamverenler tıklama başında para ödemektedir. Bugün tıklanan her reklam, Google’ı daha da büyütüyor. Sitede yapılan aramalarda kendi markalarının ilk sıralarda çıkmasını isteyen birçok şirket bol sıfırlı rakamlar ödemekten çekinmiyor. Paraya kıyıp reklam verenlerin daha çok görünür olması Google’ın bizi yönlendirdiğinin en önemli delillerinden biridir. Ve son olarak tekrar hatırlatalım ki, Google internetin kendisi değildir ve Google’ın gördüğünden daha büyük bir bilgi denizi internette bizi beklemektedir.

Sirkte trapezcilik hayalleri kurarken internet kralı oldu!

  • 1995’te Sergey Brin ve Larry Page, Stanford Üniversitesi’nde doktora öğrencisiyken tanıştılar. Buz hokeyi ile ilgilenen ikiliden Moskova doğumlu olan Brin, trapez çalışıyor ve bir sirke katılmayı düşünüyordu.
  • Michigan doğumlu olan Page, Brin ile birlikte iyi bir arama motorunun nasıl olması gerektiği konusunda doktora tezi üzerinde çalışmaya başladılar.
  • Çalışmalar sırasında Larry’nin okuldaki odası Google’ın veri merkezi, Sergey’in odası da ofise dönüştürüldü.
  • İki arkadaş proje başarılı olunca Yahoo!’nun yaratıcısı David Filo’nun cesaretlendirmesiyle bir şirket kurdu. 1998’de arkadaşlarından, ailelerinden ve ‘melek’ dedikleri yatırımcılardan topladıkları 1 milyon dolarla Google’ı hayata geçirdiler.
  • 1999’da risk sermayesi şirketleri Kleiner Perkins ve Sequoia Capital, Google’a 25 milyon dolar yatırdı. Yahoo da projeye 10 milyon dolar bağladı.
  • Şirket, Haziran 1999’da, 25 milyon dolar sermayeye sahip olduğunu açıkladı. Bu yıl borsaya açılacak olan Google’ın yıllık geliri 1 milyar doların üzerinde. Halka arzdan 2 milyar dolar gibi rekor bir rakam bekleniyor.
  • Google’da, halen 88 dilde arama yapılabiliyor. Sitenin veritabanında kayıtlı 3.3 milyar sitede günlük ortalama 300 milyon arama gerçekleştiriliyor.
  • Google’ın devasa sistemi, 6 veri merkezinde kümelenmiş Linux temelli 15 bin bilgisayardan oluşuyor.
  • Google’ın kayıtlarını bir insan günde 8 saat okuyarak ancak 18 bin yılda bitirebilir.
  • ‘Google’, ismi, ‘googol’ sözcüğünden geliyor. Bu sözcük, 1 ve onun ardından 100 sıfırın gelmesiyle oluşan rakamı belirten matematiksel bir terim olarak kabul ediliyor.
  • Google, otomatik tercüme sistemiyle Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca ve Portekizce web sayfalarını İngilizce’ye çevirerek gösterilebiliyor.
  • Larry Page ve Sergey Brin’in Googlepelx adlı şirketinde 1000 kişi çalışıyor.
  • Google, 2000 yılında Yahoo! Internet Life dergisi tarafından “İnternetteki En İyi Arama Motoru” seçilirken, Brin ve Page, 2002 yılında Wired dergisi tarafından “Yılın İşadamları” ilan edildi.
  • Bugün bir çok arama motoru ve web sitesi arama hizmetinde Google’ın kayıtlarını esas alıyor.
  • Microsoft 2005’te piyasaya çıkacak olan Longhorn işletim sistemine güçlü bir arama motoru ekleyerek bulunulan program içinde MSN portalini kullanarak arama yapılmasını sağlamayı hedefliyor. Bu da milyonlarca kullanıcının Google’ı terketmesi anlamına geliyor.
%d blogcu bunu beğendi: