Salı, Ağustos 22

Su sesi şiir sesine karıştı

Dursunbey Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl 9’uncusu düzenlenen “Suçıktı Şiir Günleri”nde Türkiye’nin dört bir yanından gelen söz ustaları çınarların altında, su sesi eşliğinde şiirlerini okudu.
 
Balıkesir Dursunbey Belediyesi’nin geleneksel olarak düzenlediği Suçıktı Şiir Günleri’nin 9’uncusu Türkiye’nin dört bir yanından şairlerin katılımıyla gerçekleşti. Çınarların altında, su sesi eşliğinde Türkiye genelindeki edebiyat dergisi çevrelerine ulaşılarak davet edilen 30’a yakın şairin katıldığı bu yılki şiir gecesi öncesinde mesire yerinde “Suçıktı pilav günü” yapıldı. “Şükran Duası” ile başlayan pilav gününe Dursunbey halkı büyük ilgi gösterdi. Bölge milletvekilleri MHP’li Hüseyin Kalkan ile Ak Parti’li İsmail Özgün’ün konuşmalarından sonra Dursuybey Folklor Ekibi, yöreye ait türkü ve halkoyunlarını sahneledi. Bu arada Saatlerin 21.30’u gösterdiğinde ise şiir zamanı gelmişti. 
 
Fuzuli’den Su Kasidesi
 
Sunuculuğunu Recep Garip’in yaptığı gece, Metin Önal Mengüşoğlu’nun okuduğu Fuzuli’nin “Su Kasidesi”yle başladı. Evsahibi olarak ilk konuşmayı yapan Dursunbey Belediye Başkanı Mehmet Ruhi Yılmaz, yerel yönetimler olarak kültür etkinliklerine önem vermenin kendilerin görevi olduğunu ifade ederek “Suçıktı artık şiirle aynı anda anılır oldu, şiirle özdeşleşti. Çünkü bizim bu şölenlerdeki amacımız, Türk toplumuna şiiri sevdirmek ve kültürel etkinliklere olan toplumsal gereksinmeye katkıda bulunmaktır” dedi.
 
Türk şiirine hizmet
 
Programa katılan şairler adına söz alan Mehmet Atilla Maraş, Suçıktı Şiir Günleri’nin Türk şiirine hizmet ettiğini söyledi. Suçıktı Şiir Günleri’nin ortaya çıkışını anlatan Maraş, kendisinin bu bölgede görevli olduğu 1994 yılında bir grup şair arkadaşıyla birlikte Suçıktı’ya gelip kendi aralarında şiirler okuduklarını ve bunun da Dursunbey Belediyesi’nin katkılarıyla bir gelenek haline geldiğini söyledi. Bu arada kürsüye davet edilen Dursunbey Kaymakamı İlker Özer Özcan ise, “Dursunbeylileri, içlerinden böyle bir geleneği çıkardıkları ve sanata, şiire bu kadar yakın oldukları için kutluyorum” dedi. 
 
Su sesi, şiir sesine karıştı
 
Gecede, sırasıyla Nazir Akalın, Cevat Akkanat, Nevzat Akyar, Mehmet Aycı, Örözlan Bolat, Hamdi Büyüktaş, Necip Evlice, İhsan Işık, Asım Gültekin, Recep Garip, M. Atilla Maraş, M. Ragıp Karcı, Behice Kolçak, Mehmet Solak, Zekeriya Mercan, Nurullah Ulutaş, Hakan Yavuz, Alaattin Özdenören, Hasan Kuvvet, Ramazan Seydaoğlu, Kamil Yeşil ve Adem Turan gürül gürül akan su sesinin eşliğinde şiirlerini seslendirdiler. Dursunbey’lilerin yoğun katılımının olduğu program şiirlerin uzun tutulması ve çok sayıda şairin katılması nedeniyle ancak geceyarısından sonra tamamlanabildi. 
 
Çapak tartışması
 
Şairlerin sırasıyla şiirlerini okuduğu gecede, bazı şairler de iki defa kürsüye çıktı. Şair Ragıp Karcı, konuşma yapmak için çıktığı kürsüde, meşhur “Çapak” kıssasını anlatınca eleştirilerin odak noktası oldu. Meşhur kıssa şöyledir: Bir şair, köylü bir kadınla evlenir. Romantiklik ya, bir sabah uyandığında, ‘Hanım der, gözüme bak ne görüyorsun?’ Hanımı, “Çapak!”. Karcı da halkın büyük bir ilgi gösterdiği ve dikkatle izlediği bu konuşmasında, bu kıssadan hareketle, halkın bu köylü kadın gibi olduğunu ve şiiri anlamayacağını ileri sürdü. 
 
Türkülere bakın anlarsınız
 
Gecede şiirlerini okumak için kürsüye gelenler bu konuya değinmeden edemediler. Şairlerin kimi üstü kapalı, kimi açık bu konuya değindi. Gazetemiz yazarlarından Osman Akkuşak da bu konuya temas edenlerdendi. Akkuşak, “Halk şiirden anlamaz” şeklindeki düşünceye katılmadığını belirterek Karcı’nın anlattığı “Çapak” kıssasına karşı çıktı. Akkuşak, “Çapak halkın kendisidir. Bu halk çapağı da anlar şiiri de anlar. Türkiye’ye bakın, bu halkın söylediği türkülere bakın anlarsınız” dedi. Programda söz alan M. Atilla Maraş ise, şiirin anlaşılması gibi bir kaygıya katılmadığını belirterek, “Şiir esrafı rumuza açılan bir keşif hareketidir. Şiir anlaşılmaz, hissedilir” şeklinde konuştu.
 
Şiir duyumsanmak için okunur
 
Programın kapanış konuşmasını yapan Metin Önal Mengüşoğlu da, “Şiir insanın uykusunu kaçırır. Türk toplumu hergün her anlamda sıkıntı çekiyor. Toplumumuz bazı toplumların gerisine düşmüş. Oysa Türk edebiyatı köklü bir birikime sahiptir. Yani Türk şairleri diğer meselelere göre daha ileri seviyededir. Türk şiirinin çok geniş damarları vardır” dedi. Türk şairlerinin siyasilerin önünde gittiklerini söylemek gerektiğini ifade eden Mengüşoğlu, şiirin halk tarafından anlaşılmadığı yönündeki iddialara değinerek “Şiir bir şey anlamak için okunmaz. Duyumsanmak için okunur” şeklinde konuştu. 
 
Alaçam Dağları’nın zirvesinde
 
Şiir şöleninin son gününde, Dursunbey Belediye Başkanı Mustafa Ruhi Yılmaz, şair ve şiirseverleri Alaçam Dağları’nın zirvesindeki Değirmeneğrek mesire yerinde ağırladı. Burada tabiatın diline kendini bırakan şairler biraya gelerek sohbet imkanı buldu. Bu arada M. Ragıp Karcı’nın söz ve sazı eşliğinde tüm şair ve konuklar birlikte türküler seslendirdiler. Karcı, Belediye Başkanı Yılmaz’a, Suçıktı Şiir Günleri’nin adının, “Fuzuli’yi Anma ve Suçıktı Şiir Günleri” olarak değiştirilmesini de teklif etti.
Programın bitiminde Türkiye’nin dört bir yanından biraraya gelen şair ve şiirseverler bir dahaki Suçıktı Şiir Günleri’nde buluşmak üzere vedalaştılar. 

Melih Bayram Dede, Yeni Şafak, 23 Temmuz 2002.

%d blogcu bunu beğendi: