Çarşamba, Aralık 13

Sosyal medya ne kadar güvenilir?

Sosyal medya (daha doğrusu, paylaşım siteleri) ile konvansiyonel medya arasında bir rekabet sözkonusu. Biri ‘eski’ biri de ‘yeni’yi temsil eden bu iki iletişim biçimi, sonuç olarak birbirini etkiliyor.

Sonuçta da karşımıza ciddi bir güvenilirlik sorunu ortaya çıkıyor. Yaşadığımız olaylar, şahit olduğumuz ilginç gelişmeler bize, sosyal medyadan alınan bilgilerin kaynağını çok iyi araştırmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Özellikle ‘Arap Baharı’ ya da ‘Sosyal medya devrimleri’ adı takılan gelişmelerin, Avrupa’da isyanlar yaşandığında batı tarafından nasıl bir çiftestandartla karşılandığını hepiniz biliyorsunuz. Sözkonusu olan Arap ülkelerindeki isyancılarsa destekleniyor, Avrupa’da istan çıkaranlar ise hemen ‘terörist’ ilan ediliyordu.

Yaşadığımız bu ve benzeri bir çok olay, hem ‘sosyal medya’ hem de ‘Arap Baharı’ kavramları altında bize verilmek istenen enformasyonun bir yerlerden yönlendirmeyle ve kasıtlı üretildiğine dair kuşkularımızı artırıyor.

Hatırlarsanız Şam’da yaşayan ve bölgedeki isyanları batıya an be an aktaran eşcinsel blogger’ın bir erkek olduğunu ortaya çıkması da bu kuşkularımızı artırmıştı.

Şimdi yeni bir gelişme ise, Sabah gazetesinin adının kullanıldığı bir olayla karşımıza çıktı. Sabah gazetesi adına çalıştığını iddia eden ve sosyal medyayı etkin olarak kullanan Liliane Khalil adlı gazetecinin sahte bir profil olduğu ortaya çıktı.

Sabah gazetesinden yapılan açıklamaya göre, kendisini sadece Sabah değil birçok önemli yayın organının muhabiri olarak tanıtan Liliane Khalil’in sahte bir kimlik olduğunu İngiliz doktora öğrencisi Marc Owen Jones ortaya çıkarmış.

Khalil, önce Libya’nın Zintan kasabasında hayatını kaybeden bir muhalif hakkında yazdığı duygusal yazıyla internette adını duyurmaya başladı.

Twitter hesabında, kendisini SABAH gazetesinin Kahire büro şefi olarak tanıtan Khalil, english.sabah.com.tr adresinde yazılarının yayınlandığını ileri sürdü.

Ancak Liliane Khalil’in ‘Türkiye macerası’ sadece SABAH gazetesiyle sınırlı değil. Khalil, daha sonra TRT’nin muhabiri olduğunu iddia etti ve Libya, Suriye ile Bahreyn’deki muhalifler lehine Twitter hesabı üzerinden propaganda yapmaya başladı.

Filistin ve Ermeni asıllı olduğunu, ABD’deki New York Üniversitesi ve İngiltere’deki Richmond Üniversitesi’nde gazetecilik eğitimi aldığını söyleyen Khalil’in bu okullarda okuduğuna dair hiçbir kayıt bulunmuyor.

Liliane Khalil hesabı dışında, Gisele Cohen ve Victoria Nasr adına açılan Twitter hesaplarının da aynı kişi tarafından kontrol edildiği sanılıyor.

Aylarca Bahrain Independent adlı haber sitesinde Bahreyn’deki muhalifler lehine yazılar yazdıktan sonra, bir anda kralı destekleyen açıklamalar yapması ise Khalil’in ‘sonu’ oldu.

Khalil’deki değişimi fark eden, Dunham Üniversitesi’de sosyal medya araştırmaları yapan doktora öğrencisi ve blog yazarı Marc Owen Jones, Khalil’in sahte bir kimlik olduğunu ortaya çıkardı.

Sabah gazetesi yaşanan bu olayı bir tecrübe olarak Sabah USA sitesinde paylaştı ve Liliane Khalil’in sahte bir kişilik olduğunu ortaya çıkaran Marc Owen Jones ile bir de röportaj gerçekleştirdi. Jones ile yapılan röportajı buradan okuyabilirsiniz.

Ama bir hatırlatma yapmadan bitirmeyelim; sosyal medya her ne kadar iletişime yeni bir boyut getirdi ve bize büyük fırsatlar sağladıysa da bu kaynaktan gelen bilgilerin doğruluğunu araştırmadan kabul etmememek gerek. Bir ‘tweet’i RT etmeden bile iyi düşünün. Kaynağından emin değilseniz, bırakın orada kalsın.

%d blogcu bunu beğendi: