Salı, Ekim 24

Sordular, cevap verdim

melih-bayram-dede

İnternet güvenliği grubu Cyber Warrior‘un bana yönelttiği sorular ve cevaplarım şöyle:

  • Biraz kendinizden bahseder misiniz? Melih Bayram Dede kimdir?

Kendimi uzmanlığı teknoloji olan bir gazeteci olarak tanımlıyorum. 1995’ten bu yana Yeni Şafak‘ta çalışıyorum. Yeni Şafak gazetesinde teknoloji editörü olarak görev yapıyorum. 12 yıldır haftada bir pazartesi günleri yayınlanan teknoloji sayfası hazırlıyorum. Bunun dışında melihbayramdede.com adresinde bir bloğum ve technologic.com.tr adresinde de bir teknoloji haberleri sitem var. Geçmişte TVNET kanalında 5 yıl TechnoLogic adlı bir program hazırlayıp sundum, dergibi.com adlı bir e-dergiyi de 11 yıl yayınladım.

  • Öncelikle sosyal medya nedir ve sosyal medyaya bakış açınız nedir?

Sosyal medyaya ilişkin yapılan en önemli yanlış değerlendirme, o mecrayı hayatın kendisi gibi görmek ve tüm kararlarımızı, tavırlarımızı o mecraya göre şekillendirmek olur. Sosyal medya, bizim iletişim kurduğumuz bir alan, hayatın sadece bir kesiti. Bu kesiti, genel bir yaklaşım gibi görmek ve oradan gelen tepkilere göre hayatımızı düzenlemek bizi hata yapmaya sevk eder. Bunun dışında, sosyal medyayı biz kendi amaçlarımıza uygun ve hedeflerimize varmamızı kolaylaştıran bir araç olarak kullanmalıyız. Örneğin ben bir blog yazarıysam, yazılarımı bloğuma yazmalı, sosyal ağlarda paylaşarak bloğuma ziyaretçi gelmesi için bu mecrayı kullanmalıyım. Blog yazarı olarak, eğer ziyaretçi çekmek istiyorsan, elde ettiğim yeni bir bilgiyi, önce bloğumda yazmak sonra Twitter’da linkiyle paylaşmak zorundayım. Aksi takdirde, o bilgiyi sadece Twitter’da kullanarak tüketmenin, bloğuma da bana da bir yararı olmayacaktır. “Bizler Twitter’ın içerik editörü müyüz?”, “Tek amacımız Twitter’a içerik sağlamak mı?” gibi sorular size şaşırtıcı gelebilir; ama bu konuyu biraz düşünmenizi öneririm.

  • Sosyal medyayı ne sıklıkla, nasıl kullanıyorsunuz?

Günün büyük bölümünde sosyal medyayı takip ediyorum. Uyumadığım zamanlarda bir şekilde sosyal medya ile temastayım. Yoldaysam akıllı telefonumdan, ofisteysem tabletimden ve bilgisayarımdan sürekli sosyal medyaya ilişkin güncellemeler gözümün önündedir. Yazdığımdan daha çok okumakla meşgulüm. Twitter‘ı yoğun olarak kullanıyorum. Oluşturduğum listeler üzerinden çeşitli meslek ve ilgi gruplarının paylaşımlarını takip ediyorum. Twitter’ın dışında Facebook, Google+, Pinterest, Path, Foursquare, Instagram, FeedFloyd, quup gibi sosyal ağları sık sık kullanıyorum. Ayrıca Sonar, InstaMessage, Foodspotting, Klout gibi uygulamalar da vazgeçilmezlerim arasında.

  • Sizce sosyal medya nasıl kullanılmalı?

Sosyal medya, bir başka deyişle sosyal paylaşım sitelerinin tek boyutlu bir kullanım alanı yok. Kişinin kullanım amacına göre şekillenen bir mecra burası. Kimi oluşturduğu içeriğe daha fazla okur bulmak için, kimi yeni arkadaşlar edinmek için, kimisi de son dakika haberlerini takip etmek için sosyal paylaşım sitelerini kullanabilir. Ancak bize yararlı olmayan, bizi hedeflerimize yaklaştırmayan, amaçsız zaman öldürmemize neden olan bir kullanım şekli doğru değildir. Sosyal medya bir araçtır, bu aracı nasıl ve hangi amaçlarla kullanacağınız size kalmış bir şey.

  • Sosyal medyanın olumlu-olumsuz tarafları nelerdir?

İnternet bilgiye ulaşım açısından sınırları kaldırmıştı. Sosyal ağlar ise, kişiler ve kurumlar arasındaki sınırları kaldırdı. Herkese, her kuruma ulaşmayı kolaylaştırdı. Bir diğer ifadeyle bizi birbirimize yaklaştırdı. Ancak iletişimin bu kadar yoğunlaşması, iletişim kazası dediğimiz sorunları da beraberinde getiriyor. Ayrıca sosyal ağlardaki nefret kültürü çok önemli bir sorun. İnsanların sosyal ağlarda linç edilmesi, hedef gösterilmesi, düzeysiz iletişimlere maruz kalması, bana göre bu mecranın yan etkileri.

  • Kurumlar neden sosyal medyada yer almalı?

Her kurum sosyal medyada yer almak zorunda değil. Sunulan ürün ya da hizmetin niteliğine, faaliyet gösterilen sektöre göre bu karar verilmeli. Ancak aktif olarak yer almasa bile kurumlar sosyal medyayı dinlemeli. Kurumlar öncelikle kendilerinden hizmet alan kitlenin, kendileri hakkında ne düşündüğünü, nelere ihtiyacı olduğunu anlamak, gelecek planlarını yapmak için sosyal ağları dinlemekle işe başlamalı. Sundukları hizmet ya da ürün hakkında insanların ne düşündüğünü, neler konuştuğunu, memnun olup olmadıklarını, neler önerdiklerini anlamanın yolu dinlemekten geçiyor. Dinleme aşamasını her kuruma öneririm. Ancak sosyal paylaşım sitelerinde varolmak, müşterisiyle bire bir iletişim kurup kurmamak başka bir kararı gerektiriyor.

  • Türkiye’de sosyal medya uygulamaları hakkında yorumlarınız nelerdir?

Türkiye’de sosyal medyayı hem bireyler hem de kurumların yoğun olarak kullanamaya başladığını görüyorum. Burada herkesin beklentisi ve amacı farklı. Herkes kendi amacına göre doğru kullanım metodunu kendisi bulacak/buluyor. Kurumların genellikle danışmanlık alarak sosyal medyada var olduğunu görüyorum ki, büyük organizasyonlar için bu sağlıklı bir yol. Bireyler açısından baktığımda ise bilinçsiz bir kullanım söz konusu olduğunu görüyorum. Gündelik hayatta bir lafı sarf ederken, nereden gelip nereye gittiğini bilmek gerek deriz ya, sosyal medyada sanki bu kuralı unutuyoruz. Sosyal medyada bilinçsiz, amaçsız ve biraz da düşüncesizce, hatta kırıcı bir söylemin hakim olduğunu görüyoruz. Bu da söylemlerimizi keskinleştiriyor, kutuplaşmayı artırıyor. Aslında iletişim kurmanın birbirimizi anlamayı kolaylaştırması ve diyalog başlatması beklenirken maalesef bizde tam tersi oluyor. Twitter’daki “trending topic” listesine baktığımızda bile, bir hoşgörüsüzlük hali, hazımsızlık ve nefret söylemi görüyoruz. Biz bu değiliz, bu olmamalıyız.

  • Birçok sosyal paylaşım sitesi var ve bunlar yeterli cevabı veriyor mu kullanıcılara?

Herkes kendi ihtiyacına ve sosyal paylaşım anlayışına göre bir sosyal ağ tercih ediyor. Türkiye ve dünyada en çok kullanılan sosyal ağ Facebook olmakla birlikte, başlangıçta “140 karakterde ne yapılır ki?” diyenlerin de son zamanlarda (birazda Türkçe dil desteğinin gelmesiyle) Twitter’a geldiğini görüyoruz. Bunun dışında lokasyon paylaşımı için foursquare, yemek zevki paylaşımı için foodspotting, fotoğraf paylaşımı için instagram, iş ağı olarak LinkedIn, Google tarafında Google+, görsel paylaşımı için Pinterest’in kullanıldığını görüyoruz. Ayrıca Türkiye’den çıkan FriendFeed benzeri quup, Pinterest benzeri FeedFloyd gibi sosyal ağlar da yavaş yavaş kullanıcı kitlesini büyütüyor. Sonuç olarak, herkes kendisine sıcak gelen ağı tercih edecek. Bu tercihte de kişinin ne aradığı, amacının ne olduğu temel mesele.

  • Sosyal medyanın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Sosyal medyanın gelip geçici olduğunu söyleyenler olmakla birlikte, bu fikre katılmadığımı belirtmeliyim. Sosyal medya, (daha doğru ifadeyle sosyal paylaşım siteleri) insanoğlunun iletişim biçimini değiştirdi. Artık birebir, sözel ve göz teması kurulan iletişim yerine birçoğumuz bu araçlar üzerinden iletişim kurmayı tercih ediyoruz. Yüz yüze iletişimin yerini hiçbir zaman tutmayacak olsa da, sosyal paylaşım siteleri bizim için farklı kapılar aralıyor. Sosyal paylaşım sitelerinden gelen mesajların/uyarıların insan vücuduna yerleştirilecek implantlarla alınması gibi teoriler gündemde. Bu nedenle sosyal medyanın geleceği için ömür biçmek yerine geleceğe bakmak daha doğru.

  • Ve son olarak Cyber Warrior’a bir mesajınız var mı?

Konu her ne olursa olsun, bir kişinin ya da kurumun büyük emekler harcayarak meydana getirdiği ürünlerin bir gecede yok edilmesinin büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum. Kendisini ister internet güvenliği uzmanı, ister “hacker” olarak lanse etsin, bu alanda kafa yoranların becerilerini gösterirken emeğe saygı göstermelerini, eğer girdikleri sistemde bir açık varsa, bunu iyi niyetle göstererek yardımcı olmalarını, bilgilerini yararlı amaçlar için kullanmalarını tavsiye ederim.

%d blogcu bunu beğendi: