Perşembe, Ağustos 24

Rakamlar yalan söylemez

Norveç’te 1000 kişiden 464’ü internet abonesiyken ülkemizde 1000 kişiden sadece 60.4’ü internet abonesi. Norveç’te 1000 kişiden 732’si, Türkiye’de ise 1000 kişiden sadece 285’i sabit telefon abonesi. Rakamlar yalan söylemiyor.

Türkiye’de teknoloji kullanımının gelişmiş ülkeler düzeyinde olmadığı bilinen bir gerçek. Her fırsatta yönetenlerce, teknolojinin önemine vurgu yapılan konuşmalar yapılması, bu gerçeği değiştirmiyor. Sağlığı konusunda büyük tartışmalar yapılan, teknolojiye ilgisi tarihi ‘Erika’ marka daktilosundan öteye gitmeyen eski başbakanlardan Bülent Ecevit bile, görevde olduğu dönemde danışmanları tarafından hazırlanan teknoloji vurgulu konuşma metinlerini basın toplantılarında, bilişim fuarı açılışlarında özenle okuyor, yürümekte zorlansa bile kendisine tahsis edilen elektrikli otomobille fuarı geziyordu. Danışman destekli tüm bu ritüeller görünüşte ‘hoş’ olsa da içinde samimiyet barındırmadığı aşikâr.

‘2003 İnsanî Gelişme Raporu’nda yerimiz

Genellikle lâfta kalan teknoloji odaklı söylemlerin ne derece samimi olduğunu anlamak, vaadlerin ne derece yerine getirildiğini görmek için rakamlara başvurmak gerekiyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu (UNDP) tarafından hazırlanan ‘2003 İnsanî Gelişme Raporu’nda teknolojinin neresinde olduğumuz açıkça görülüyor.
1996 ile 2000 yılları arasındaki veriler göz önüne alınarak yapılan değerlendirmede, en yüksek ‘İnsanî kalkınma performansı’ gösteren ülkenin Norveç olduğu sonucu çıkmış. Bu nedenle raporda Türkiye’ye ilişkin veriler, Norveç’le kıyaslanarak belirtilmiş. Rapora göre Norveç için HDI (İnsanî Gelişme İndeksi) değeri 0.944 iken, Türkiye’nin HDI değeri ise 0.734’te kalıyor. Bu sonuç, ülkemizin gelişmişlik düzeyi konusunda nerelerde olduğunun göstergelerinden sadece biri.
 
Teknoloji kullanımında geriyiz

Raporun ‘Teknoloji kullanımı’ bölümünde, Türkiye’de internet kullanımının ne derece düşük olduğu çarpıcı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Norveç’te 1000 kişiden 464’ü internet abonesiyken ülkemizde 1000 kişiden sadece 60.4’ü internet abonesi. Aynı gelişmişlik açığı diğer kalemlerde de net bir şekilde görülüyor.
Gelişmişlikte önemli bir göstergelerden biri olan sabit telefon aboneliğinde de Norveç’i lider olarak karşımızda buluyoruz. Norveç’te 1000 kişiden 732’si, Türkiye’de ise 1000 kişiden sadece 285’i sabit telefon abonesi.
Son yıllarda hemen herkesin elinde görmeye alıştığımız cep telefonu sahipliğinde de oldukça geriyiz. Norveç’te her 1000 kişiden 815’inin cep telefonu varken, Türkiye’de her 1000 kişiden 295’i cep telefonu sahibi.

Üretmek yerine ithal mallara markamızı yapıştırmayı seviyoruz

Ülkemiz, teknoloji kullanımında olduğu kadar araştırma-geliştirme (AR-GE) alanında da çok gerilerde bulunuyor. Türkiye 1996-2000 yılları arasında GSYİH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla) payının binde 6’sını AR-GE’ye ayırırken, aynı dönemde Norveç GSYİH’sının yüzde 1.7’sini  AR-GE’ye ayırmış. AR-GE alanında çalışan işgücüne baktığımızda da aynı tablonun devam ettiğini görüyoruz. Yine aynı dönemde Norveç’te 1 milyon kişiden 4112’si AR-GE alanında çalışırken, aynı dönemde Türkiye’de 1 milyon kişiden sadece 306 kişi bu alanda görev yapmış. Diğer ülkelerle aramızdaki gelişmişlik farkı, AR-GE’ye ayrılan pay sözkonusu olduğunda daha net bir şekilde orta çıkıyor. Biz teknolojiyi satın alıp, üzerine kendi markamızı yapıştırırken gelişmiş ülkeler yeni buluşlarla ayaklarının üstünde duruyor.

Bilgi teknolojilerine yatırımda Norveç birinci sırada

Rakamlarla konuşmaya devam edelim. Bilgi İşlem Hizmetleri Derneği’nin (TÜBİSAD) hükümetin dikkatini bilişim alanına çekmek ve bu alana yönelik destek verilmesini sağlamak için hazırlayıp kamuoyuna duyurduğu ‘Bilgi Çağına Uyum Paketi’ de önemli göstergeler içeriyor.
Örnekleme için seçilen 13 ülkede kişi başına düşen bilgi teknolojilerine yatırım oranına bakıldığında Norveç’in 4 bin dolara yaklaşan payla başı çektiğini görüyoruz. Bu ülkeyi sırasıyla ABD, İsveç, İngiltere, Almanya, İrlanda, İsrail, Güney Kore, Portekiz, Çek Cumhuriyeti, Arjantin, Türkiye ve Hindistan izliyor.
Raporun, internet kullanım oranının değerlendirildiği bölümünde 100 kişiden yaklaşık 60 kişinin internet kullanıcısı olduğu Güney Kore birinci sırada yer alıyor. Güney Kore’yi az farkla ABD izlerken, bu ülkeyi sırasıyla, Japonya, Almanya, Fransa, İsrail, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Arjantin, Türkiye ve Çin’in izlediğini görüyoruz.
‘100 kişiye düşen bilgisayar sayısı’ kategorisinde ise, ABD birinci, Güney Kore ikinci sırada. Bu ülkeyi sırasıyla Almanya, Japonya, Fransa, İsrail, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve Türkiye izliyor.
Rapordan aktardığımız her üç değerlendirmede de, Türkiye’nin bariz bir şekilde alt sıralarda olduğu acı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. TÜBİSAD raporunda TİSK’in ‘Türkiye’nin Bilgi Yarışı’ndaki Yeri’ başlıklı raporuna vurgu yapılarak ülkemizin, dijital ekonomiye dönüşüm sürecinde 49 ülke arasında 44., internet kullanımında 44 ülke arasında 36., ülkedeki bilgisayar sayısında 48 ülke arasında ise 39. sırada yer aldığı sonucu da hatırlatılıyor.

Güney Kore hızla ilerliyor

‘Rakamlar yalan söylemez’ demiştik. Yine rakamlarla konuşmaya devam edelim. Bu kez Turk.Internet.com’da yayınlanan ‘Dünya On Line Nüfusu’ başlıklı değerlendirme var önümüzde. Onlarca ülkenin nüfus ve internet kullanma oranlarını bir arada görebildiğimiz bu değerlendirme 2001 yılında yapılmış. Bu değerlendirmede de nüfusa göre internet kullanım oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri olarak Güney Kore’yi ön sıralarda görüyoruz. 47.9 milyon nüfusa sahip olan Güney Kore’de internet kullanıcı sayısı 16.7 milyon. Bir başka deyişle halkın yüzde 35’i internet kullanıcısı. Buna karşılık 66.5 milyonluk nüfusa sahip Türkiye’de ise sadece 3.7 milyon kişi internet kullanıyor. Bu oran da ortalama yüzde altıya tekabül ediyor. Güney Kore’nin savaştan çıkalı çok zaman olmadığı gerçeğini gözardı eder ve uç bir örnek olduğunu düşünürseniz, başka örnekler verebiliriz: 15 milyon nüfusa sahip olan Şili’de internet kullanıcı sayısı 1.8 milyon, 10.1 milyon nüfuslu Portekiz’de 2 milyon, 22.2 milyon nüfuslu Malezya’da 2 milyon.
İnternet kullanımının yüksek olduğu nüfusu az olan bazı ülkeler ise şunlar: 8.9 milyon nüfuslu İsveç’te 4.5 milyon, 7.3 milyon nüfuslu İsviçre’de 3.4 milyon, 6 milyon nüfuslu İsrail’de 1.2 milyon, 7.2 milyon nüfuslu Hong Kong’da 3.9 milyon, 10.6 milyon nüfuslu Yunanistan’da 1.3 milyon, 5.2 milyon nüfuslu Finlandiya’da 2 milyon, 8.2 milyon nüfuslu Avusturya’da 2.7 milyon internet kullanıcısı bulunuyor.

‘Bilgi güçtür’

Son olarak, ‘Neden bilişim teknolojilerine yatırım yapılmalı, neden bu alan yönetenlerce teşvik edilmeli’ sorusuna gelirsek, öncelikle Francis Bacon’ın “Bilgi güçtür” sözünü hatırlatmak gerekiyor. Evet, bilgi güçtür, onu en iyi ve en verimli kullanan, ona en kısa sürede erişen kazanacak. Bilginin iletişim ağları üzerinden aktarıldığı, paylaşıldığı ve depolandığı günümüzde bilginin yönetimi de en önemli alanlardan biridir. Bilgiyi yönetmek, ona hakim olmak da teknolojiyi en iyi şekilde kullanmaktan geçiyor.
Bilgi teknolojileri, düşük yatırımla istihdam yaratan bir alan. TÜBİSAD raporuna göre, sanayide bir kişiyi istihdam etmek için 60 bin ila 80 bin dolar, turizmde yaklaşık 50 bin dolar yatırım yapmak gerekirken bilişim sektöründe 2-3 bin dolarla istihdam yaratmak mümkün.

Pahalı makineler yerine bilgisayar

Ağır sanayide çalışanın önüne pahalı makineler koymak gerekirken, bilişimde çalışanınıza vereceğiniz bir bilgisayarla yazılım üretmesini, yeni projeler geliştirmesini sağlayabilirsiniz. Benzer şekilde bir çok firma bugün çağrı merkezi hizmetlerini dışarıdan sağlıyor. Müşteri hizmetleri birimini aradığınız bir firma adına size cevap veren, sorununuzla ilgilenen yetkili aslında başka bir firma adına bu işi yapmakla görevlendirilmiş olabilir. Hatta çağrı hizmetleri sınırları bile aşmış durumda. ABD merkezli bir şirketin çağrı merkezi arandığınızda, size cevap veren kişi Hong Kong?da bulunuyor olabilir. Dolayısıyla, iyi derecede İngilizce bilen bir kişi Türkiye’de bulunup da ABD’li bir şirketin çağrı merkezinde görev yapıyor olabilir. Bu iş için bir bilgisayar, internet bağlantısı ve telefon yeterli; başka bir donanıma gerek yok.
Sınırları kaldıran, burada sayamayacağımız kadar fazla fırsatlar yaratan bilişim teknolojilerine önem vermek, bu alanın gelişmesi için çalışmak, bu alandaki gelişmelerin ve uygulamaların takipçisi olmak hepimizin görevi olmalı.
Her eve bir internet kurarak üniversite sorununu çözüleceğini söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu bilince sahip olduğunu gösterdi. Ama teknolojiye odaklanmak biraz daha gayret istiyor.

%d blogcu bunu beğendi: