Salı, Ekim 17

Mehmet Doğan’ın benimle yaptığı röportaj

Mehmet Doğan’ın benimle yaptığı ve 8 Şubat 2005’te altiustutasarim.com‘da yayınladığı röportajı kayda geçmesi için buraya alıyorum:

MELİH BAYRAM DEDE İLE SÖYLEŞİ

Uzun yıllardır gazetecilik yapan ve yine uzun bir süredir Yeni Şafak’ta bilişim editörlüğü yapan Melih Bayram Dede, Türkiye’de sayılarının az olduğu Türkçe bilişim kitaplarından birinin de yazarı. Kitabının ismi İnternet. Adından da anlaşılacağı üzere bu kitap “bilginin ve bilgilenme süreçlerinin yeniden değerlendirilmesini gerekli kılan bir güç olarak ortaya çıkan internetin geçmişini, bugünün ve işleyişini ele alan bir kılavuz niteliğinde”. Ben Melih Bayram Dede ile kitapları, gelecek projeleri ve Türkiye’deki bilişim teknolojileri konusunda sohbet ettim.

1- Yeni kitabınız “İnternet” şu an kitapçılarda satılmakta. Niye böyle bir kitap yazma gereğini duydunuz?

Kitabımın amacı, internet konusunda genel ve temel bilgi sahibi olmak isteyenlere yol göstermek. Kısaca içerikten bahsedersem, daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Kitap, öncelikle internetin ilk ortaya çıkışından günümüze kadar olan süreci anlatıyor. Buna internetin tarihçesi demek de mümkün. İnternet, e-posta, FTP gibi temel kavramların ne olduğu konusunda bilgilerin yanı sıra, internette karşılaşılabilecek risklere karşı da okuyucuyu bilgilendirmek istedim. Virüsler, truva atları, hack, siber savaş, nano makineleri gibi konular da bu nedenle kitabın içinde yer alan konulardan. Echelon, Gebele, Carnivore gibi bireyler ya da devletlerin iletişimlerinin takibinde kullanılan “koca kulak”lara da dikkat çekiyor kitap. Bilgi zehirlenmesi, elektronik yayıncılık, e-kitap, spam, internet etiği, internet hukuku, e-ticaret gibi konular da kitapta yer alıyor.

2- Duyduğum kadarıyla yeni bir kitap üzerinde çalışıyorsunuz. Bu yeni kitap ne gibi konuları kapsayacak ve kimler okumalı?

İkinci kitabım şu an baskı aşamasında. İçeriği hakkında bir şeyler söyleyebilirim size. Son anda bir değişiklik olmazsa, kitabın adı “ENTER Komutanım” olacak. Bu ismi seçmemizin nedeni, kitabın siber savaş, elektronik harp sistemleri ve elektronik istihbarat konularına odaklanmış oluşu. Hemen yanı başımızda devam eden Irak Savaşı’nda elektronik sistemler ve bilgisayarların nasıl kullanıldığı, Irak’lı direnişçilerin interneti yepyeni bir propaganda silahı olarak kullanışı kitapta yer alan konulardan. Bu kitabı, kimler okumalı konusuna gelirsek, teknolojinin hayatımızda hangi kritik alanlarda kullanıldığını görmek isteyen, özellikle de bireylerin elektronik iletişimlerinin nasıl gözlendiğine şahit olmak isteyenler diyebilirim.

3- Dünyadaki diğer ülkelere baktığınızda, Türkiye’de İnternet ve Bilişim Teknolojisi nerede? Neler yapılmalı?

Türkiye’de internet ağları konusunda ciddi bir altyapı sıkıntısı var. Şu anda Türk Telekom’un dışında bir genel altyapı şebekesi yok. Tüm bireysel kullanıcılar kadar, abonelerine internet erişimi satan servis sağlayıcılar da Türk Telekom’a bağımlı; çünkü herkes direkt ya da endirekt Türk Telekom’un müşterisi konumunda. Bu da ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz yıllarda meydana gelen Cezayir Depremi nedeniyle, okyanusta bulunan bir fiber kablonun kopması bir ay süreyle Türkiye’nin dış dünyayla bağlantısını kesmişti. Yine 2004’ün son ayında meydana gelen 5-6 saatlik internet kesintisi, Türkiye’de işlerini internete taşıyan kişi ve kurumları mağdur etti. Bu kesintiyle ilgili de Türk Telekom, net bir açıklama yapmadı. Bir şeylerin üzerini örtme gayreti görüyorum. Türk Telekom Genel Müdürlüğü kesintinin ilk saatlerinde sessizliğini sürdürürken, ilginçtir, Bolu Telekom Müdürü açıklama yapıyordu, “Router (yönlendirici) arızalanmış!” diye. Ancak ilerleyen günlerde, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “siber atak” yapıldığını, yani Türk Telekom ağlarına dışarıdan saldırı olduğunu açıkladı. Sonuçta, ne Türk Telekom ne de bu kurumun bağlı bulunduğu Ulaştırma Bakanlığı’nın açıklamaları birbiriyle bağdaşıyor. Son olarak, olaydan 10 gün geçtikten sonra Türk Telekom, arızanın kaynağını bulamadık mealinde garip bir açıklama yaptı ve konu kapatıldı. Altyapıdan sonra ikinci önemli sorun eğitim. Türkiye’de bilgisayar ve internet kullanmayı bilmeyen çok büyük bir kitle var. Her şeyden önce devlet kademelerinde çok önemli mevkileri işgal edenlerin bile bilgisayar kullanma alışkanlığı yok. TBMM tarafından kendilerine e-posta hesabı açılan milletvekillerinin çoğu bu adresleri kullanmıyor. Önemli bir bölümünün e-postalarına da danışmanları bakıyor, hatta gerekirse onların yerine cevap veriyor. Danışmanlar ilgileneceğini düşündükleri e-postaların ise çıktılarını alarak sayın vekile veriyor. Bilgisayar ekranından kendi e-postalarını okuma alışkanlığı edinmeyenlerin yönettiği bir ülkede işimiz oldukça zor. Şimdi yeni yeni ilköğretimden başlayarak bilgisayar müfredata girdi, öğrencilere yeterli düzeyde olmasa da eğitim verilmeye çalışılıyor. Ancak okullarda yeteri kadar bilgisayar yok. Bilgisayar bilmeyen, kullanmayan öğretmenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlere bilgisayar eğitimi verilmesi ve kredili bilgisayar temin edilmesi için çalışmalar yürütüyor. Umarım bunlardan olumlu sonuç alınır.

4- Charles Goldfarb’ın yazılı dünyada başlattığı ve Tim Berners-Lee’nin İnternet’e taşıdığı “Anlamsallık”, “Herkese ve Her Cihaza Ulaşılabilirlik” ve “Kolaylık”‘ vizyonlarında bugün İnternet nerede?

Bildiğiniz gibi 1969?da IBM şirketinden Charles Goldfarb, GML (Generalized Markup Language) dilini tasarladı. Ardından 1980?de SGML (Standard Generalized Markup Language) ortaya çıktı. 1991 yılında Tim Berners-Lee, bugün kullandığımız HTML standardını geliştirdi. Bu süreçte, 1998?de ise W3C (World Wide Web Consortium) tarafından XML (Extensible Markup Language) standardı oluştu. İnternet teknolojileri, şu anda XML’e odaklanmış durumda. XML, verilerin çeşitli platformlardan ulaşılabilecek şekilde düzenlenmesi için geliştirilmiş ortak bir standart. Web tasarımcılarını, kişisel bilgisayarlar için ayrı, cep telefonları için ayrı ya da cep bilgisayarları için ayrı sayfa hazırlama zahmetinden kurtarıyor. Ama yine de fiili olarak XML kullanımının yeterince yaygınlaşmadığını düşünüyorum. İnternet teknolojilerinin daha başındayız. Gündemde yine Tim Berners-Lee tarafından geliştirilen “Semantik (anlambilim) Web” var. Burada amaç, bilgileri bağlamlarına göre tasnif ederek kolay erişim sağlamak. Gelişmeleri heyecanla bekliyoruz.

5- Yazdığınız son yazıda devlet kuruluşlarının (Türkiye’nin Sesi web sitesi Tasarruf Genelgesi kurbanı), şirket/kurum web sitelerinin varlığına ve gücüne ne kadar önem verdiğini(?) anlatmışsınız. Sizce web sitelerinin toplumsal ve kişisel ne gibi bir önemi var?

Aslında bu soru, Türkiye’nin internet teknolojilerinde nerede olduğuyla da ilgili. Genelde internet kullanım alışkanlığı yerleşmediğinden, şirket ya da kurumlar da web sitelerine gerekli özeni göstermiyorlar. Söz ettiğiniz gibi, Türkiye’nin Sesi Radyosu’nun web sitesi bile tasarruf genelgesiyle kapatılabiliyor. Oysa Amerika’nın Sesi ve İngiliz BBC 43 dilde internetten yayınlarını sürdürüyor. Hatta daha düne kadar, Doğu bloğu ülkelerinden olan ve “düşman” bildiğimiz “az gelişmiş” (!) Bulgaristan Radyosu bile geniş bir içeriğe sahip Türkçe haber portalına sahip. Türkiye’de internet alt yapısı kadar, içeriğin de gelişmesi gerekiyor. Türkiye’de (birkaç istisna dışında) anlı şanlı gazete ve televizyonlarımız bile hâlâ Türkçe dışında dille yayın yapmıyor. İçeriğin gelişmesinde, internet reklâmcılığının gelişmesi de büyük rol oynuyor. İnternete verilen reklâmlar arttıkça, içerik de artacaktır. Çünkü zengin ve doğru bilgilerden oluşan içeriğe sahip web siteleri, toplumun bilgilenmesinde önemli rol üstleniyorlar. İnternette sağlıklı ve doğru bilgilerden oluşan içeriğin artması için, kurumsallaşmış yapıların bu işe girmesi gerekiyor. Hali hazırda, kendilerine “haber portalı” diyen, ancak işlerin günlük gazete sitelerinden her sabah haber aşırıp sitelerine yapıştırmak olan birçok site görüyoruz. Oysa “internet gazeteciliği” yapmaksa amaç, bu siteler kendileri haber, yorum ve röportajlar yapmalıdır. Bu haliyle taşıyıcı hizmetten başka bir şey yaptıklarını söyleyemem.

Teşekkürler

%d blogcu bunu beğendi: