Pazar, Ağustos 20

Kapalı kapılar ardında

Bilgisayar yazılımı konusunda dünya yol ayrımında. Birinci grup Microsoft gibi şirketlerin başını çektiği ‘kapalı kodlu yazılım’ı, ikinci grup ise, Linux camiasının başını çektiği ‘açık kaynak kodlu yazılım’ı savunuyor.

Kişisel bilgisayarlarda en yaygın kullanılan işletim sistemi, Microsoft’un Windows adlı ürünüdür. Daha önce MS-DOS ile hâkim konumda olan Microsoft, şimdi de Windows ailesi ürünlerle, kişisel bilgisayar pazarına yön veriyor, standartları bile kendisi belirliyor. Şirketin kurucusu Bill Gates’in buna ilişkin sloganı ise, ‘We set the standards’. Yani ‘Standartları biz koyarız’.  Piyasada hem standartların tek yönlü olarak konulması, hem yazılım maliyetlerinin artması, hem de yazılımların içeriğinde neler olduğunun, kaynak kodunun kapalı olması nedeniyle görülmemesi, ciddi rahatsızlıklar yaratıyor.

Açık kaynak, değişime açık

Kapalı kaynak kodu kavramı, bir yazılımın içinde ne tür kodların olduğunun görülememesinin yanında, yazılıma müdahale edilemediği için ek geliştirme çabalarının da sadece üretici şirketin inisiyatifinde olması anlamına geliyor. Kapalı kaynak kodlu yazılımlarda, daima üretici firmaya bağımlılık söz konusudur. Her çıkan yeni sürüm için yeniden ücret ödemeniz gerekmekte, paraya dayalı bir bağımlılık ilişkisi sürüp gitmektedir. Açık kaynak kodlu yazılımda ise, genelde ücretsiz olan bu yazılımları aldığınız takdirde, işinizin gerektirdiği şekilde değişiklik ve geliştirme yapma hakkınız var.

Binlerce dolarlık yazılımlar ücretsiz

Açık kaynak kodlu yazılımlar genellikle ücretsiz sunulur. Bu yazılımları internetten ücretsiz indirip, dilediğiniz gibi kullanabilir, dilediğiniz sayıda bilgisayara yükleyebilirsiniz. Örneğin bugün fiyatı 600 dolara dayanan Microsoft Office yazılımının açık kodlu alternatifi olan OpenOffice yazılımını internetten (www.openoffice.org.tr) ücretsiz edinmek mümkün. Aynı şekilde Windows XP ya da MAC OSX gibi ücretli işletim sistemleri yerine Linux’un 400’e yakın türevini internetten ücretsiz edinebilirsiniz. Linux tabanlı bu işletim sistemlerinin Türkçe birçok sürümü mevcut. Bunlara son eklenen halka ise, TÜBİTAK tarafından geliştirilen Pardus işletim sistemi. (www.uludag.org.tr) Pardus, içinde bir bilgisayar kullanıcısının ihtiyaç duyacağı tüm yazılımlarla birlikte ücretsiz sunuluyor.

Genel Kamu Lisansı

Açık kaynak kodlu yazılımlar, ‘Genel Kamu Lisansı’ (GPL: General Public Licence) ile dağıtılıyor. Genel Kamu Lisansı’na sahip yazılımlar, kullanıcısına, yazılım üzerinde değişiklik yapma, paylaşma ve dağıtma hakkı tanır. Bilgisayar camiasını ‘Genel Kamu Lisansı’ ve ‘Özgür yazılım’ kavramlarıyla tanıştıran ise, Richard M. Stallman’dır. Özgür yazılım, açık kaynak kodlu olduğu için geliştirilebilme ve dağıtılabilme özgürlüğü olan yazılımlarla ilgili bir kavramdır. Stallman, 70’li yıllarda bir grup arkadaşıyla birlikte, Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT) Yapay Zekâ Laboratuvarları’nda ‘Özgür yazılım’ kavramını ortaya atmıştır. Stallman’ın başını sektiği bu grup, 80’li yılların başına kadar yazılım geliştirici olarak MIT’te görev yapmıştır.

Özgür Yazılım Vakfı

Bu grup, 1984’te tamamen özgür yazılımlardan oluşmuş bir işletim sistemi ve işletim sisteminin araçlarının geliştirilmesi için çalışma başlatmıştır. Grubun başlattığı bu çalışmaya ‘GNU is Not Unix-GNU, Unix değildir’ adı verilmiş ve bu ad GNU olarak kısaltılmıştır. GNU lisansı ile kayıt altına alınan yazılımların bir çatı altında toplanması 1985 yılında gerçekleşmiş, Stallman tarafından Özgür Yazılım Vakfı (Free Software Foundation-FSF) kurulmuş ve GPL (General Public Licence) adı verilen yazılım lisansı bu gelişmeyle birlikte ortaya çıkmıştır. GPL lisansı, bu lisansla kayıt altına alınan özgür yazılımların özgürlüklerini korumayı amaçlar.

Bedava değil, özgür yazılım

 Linux tabanlı ve GNU lisanslı yazılımlar ‘Özgür Yazılım’ kavramından hareketle, ‘ücretsiz yazılım’ olarak algılanmaktadır. Evet, özgür yazılımlar genellikle ücretsiz olarak sunulur. Ancak, bu yazılımlara teknik destek ve danışmanlık hizmeti sağlayanlar, bu emeklerinin karşılıklarını talep edebilirler. Buradaki yanılgı, İngilizce’de ?free? kelimesinin bir anlamının da ?ücretsiz? olmasındandır. ?Özgür yazılım? kavramındaki ?özgürlük-free?, bilgisayar kullanıcısının bir yazılımı çalıştırma, kopyalama, dağıtma, inceleme, değiştirme ve geliştirme hakkı olmasına işaret eder.

Kapalı kaynakta güvenlik endişesi

Kapalı kaynak kodlu yazılımlarda, içinde ne gibi özelliklerin olduğu tam olarak bilinemediği için güvenlik endişesi de bulunmaktadır. Örneğin kullandığınız kapalı kodlu bir işletim sisteminin bilgisayarınızdaki bilgileri başka bir yere gönderip, göndermediğinden emin olamazsınız. Çünkü kodların bilgisayarınızda ne gibi işler çevirdiğini bilmeniz imkânsızdır. Üretici firmaya güvenmek zorundasınızdır. Oysa açık kaynak kodlu yazılımlarda, kod açık olduğu için içindeki kodların ne gibi işlevler içerdiği satır satır incelenebilmektedir. Açık kaynak kodla yazılım kullanan herkes, kodları inceleme ve değişiklik yapmayı bilemese de, bu yetiye sahip birçok kişi, bizim için kodları satır satır kontrol etmektedir.

Milyonlarca gönüllünün emeği

Bugün, açık kaynak kodlu olarak, Linux işletim sistemi uyumlu ve imece usulü geliştirilen yazılımlar adeta çığ gibi büyüyor. Açık kaynak felsefesinde, bir yazılımın sıfırdan geliştirilmesi gerekmiyor. Kaynağını belirttiğiniz sürece dilediğiniz açık kaynak kodlu yazılımı alıp, ihtiyacınıza göre geliştirebilir ve bunu dağıtabilirsiniz. Burada tek şart, ortaya koyduğunuz bu yeni ürünü sizin de herkese açık kaynaklı olarak sunmanız. Bu felsefeyle, ortaya konulan her ürün, üstüne yeni beyinlerin katkıları eklenerek daha da gelişiyor. Kapalı kaynak kodlu yazılımlarda, yazılımın geliştirilme ve kontrol süreci o şirket içinde olurken, açık kaynakla milyonlarca gönüllü bir yazılıma katkı sağlıyor ve geliştirilmesine emek harcıyor.

Devletler, kapalı koda güvenmiyor

Devletler, kapalı kaynak kodlu yazılımların güvenilir olmadığı görüşündedirler. Microsoft yazılımlarını güvenilir bulmayan birçok ülke, kritik uygulamalarda, Linux tabanlı işletim sistemleri kullanmaktadır. Çin, Rusya, Almanya, Peru, İsrail, İspanya bu ülkelere sadece bir örnektir. Bu ülkeler, Linux tabanlı işletim sistemlerine destek vermiş ve bir bölümü de kendi işletim sistemlerini geliştirme yoluna gitmiştir. Çin ‘Red Flag-Kızıl Bayrak’, Almanya SUSE adlı Linux tabanlı işletim sistemlerine destek vermektedir. Türkiye’de ise başta da belirttiğimiz gibi TÜBİTAK bünyesindeki Ulusal Kriptoloji Enstütüsü bünyesinde Pardus adlı bir Linux türevi geliştirilmiştir.

Bir öğrencinin insanlığa armağanı

Açık kaynak kod ve özgür yazılımdan söz edilince, açık kaynak kodlu işletim sistemi olarak Linux’un hikâyesinden de söz etmek gerekiyor. Linux, Linus Torvalds adlı bir Finli öğrencinin çabası sonucu Minix adlı bir işletim sisteminden ortaya çıkarılmıştır. 70’lerin ortalarında Helsinki Üniversitesi’nde istatistik profesörü olan büyükbabası Leo Toerngvist’in eve bir ‘Commodore Vic 20’ bilgisayar getirmesiyle bilgisayarla tanışan Linus, henüz 12 yaşındayken bilgisayar oyunları yazmaya başlamış bir dahi. Kendini geliştirerek çok geçmeden bilgisayar dilleri üzerine kitaplar edinen Linus, zamanla bilgisayar ve matematiğe tutku derecesinde bağlanmış.

Linux’u 21 yaşında yazdı

Bu zeki öğrenci 21 yaşında Finlandiya’da üniversite okurken yeni bir işletim sistemi geliştirerek, dünyanın bir numaralı yazılım şirketi ve işletim sistemleri alanında bugün neredeyse tekel konumunda olan Microsoft’un sahibi Bill Gates’in rakibi, aynı zamanda da korkulu rüyası oldu. Açık kaynak kodu ile genellikle ücretsiz dağıtılan Linux, zamanla dünyanın imece yöntemiyle geliştirilen en büyük projesi haline geldi. Bu yeni işletim sistemi bugün kişisel bilgisayarlardan devasa sunuculara kadar milyonlarca bilgisayarda sorunsuz çalışıyor. Linus Torvalds, “Sadece iyi bir alternatif değil, Windows platformunun en güçlü rakibiyiz. Artık kimse kötü ve alternatifsiz yazılımlara mahkûm değil” diye konuşuyor.

Birçok şirket Linux’u destekliyor

Bugün IBM, HP, Oracle gibi pek çok şirket Linux yazılımlarını destekliyor. Bu destekte maliyet avantajı, yazılımın gerektiği gibi geliştirilebilmesi, esnekliği etken olsa da yazılım alanında Microsoft merkezli tek kutupluluğa doğru gidişin frenlenmesinin de önemli olduğu açık. Torvalds, bu şirketlerin Linux’a yönelimi hakkında, “Kullanıcı tercihi Linux lehine olmaya başlayınca firmaların bunun önünde durmasını bekleyemezsiniz. Rüzgâr artık Linux lehine esiyor. Microsoft ayak seslerimizi yakından hissediyor” diye konuşuyor.

(Bu yazı Eğitimbilim dergisinin Mart-Nisan 2006 sayısında yayınlanmıştır.)

%d blogcu bunu beğendi: