Cumartesi, Eylül 23

Kamu ile özel sektör rakip değil iş ortağı

Türkiye’nin bilgi toplumu olma hedefine ulaşması için, kamu ve özel sektör arasında bir ayrım yapmadıklarını belirten Bakan Yıldırım, “Her şeyi kamunun eliyle yapma alışkanlığını terk etmezsek, bilgi toplumu olma hedefimiz bir başka baharı kalır. Kamu ve özel sektör ilişkisini taraflar yerine, çözümün paydaşları olarak düşünmemiz gerekiyor.” dedi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Her şeyi kamunun eliyle yapma alışkanlığını terk etmezsek, bilgi toplumu olma hedefimiz bir başka bahara kalır. Kamu ve özel sektör ilişkisini taraflar yerine, çözümün paydaşları olarak düşünmemiz gerekiyor.” dedi. Türkiye Bilişim Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen 17. Bilgi İşlem Yöneticileri Semineri’nin açılışında konuşan Bakan Yıldırım, şunları söyledi: “Kamu ve özel sektör. Bir birini tamamlayan iki topluluk var burada. Güzel bir birliktelik. Ama bazı alışkanlıklarımızı sürdürürsek, başarılı olamayız. Kamu yöneticilerine önerim şu; artık kendi kendimiz planlama ve yapma usulündan vazgeçelim. Aksi takdirde bilgi toplumu hedefine ulaşamayız. Her projeyi biz yapalım, dışarıya neden yaptıralım gibi anlayışların artık değeri kalmadı. Artık iş kamu ve özel sektör olarak, taraflar olmaktan çıktı. Her şeyi kamunun eliyle yapma alışkanlığını terk etmezsek, bilgi toplumu olma hedefimiz bir başka bahara kalır.

Kamu ve özel sektör ilişkisini taraflar yerine, çözümün paydaşları olarak düşünmemiz gerekiyor. Kamu bilgi işlem yöneticilerimiz, kendi imkânlarıyla çözümler üretmek yerine, sektörün dinamiklerinden faydalansınlar. Özel sektör, kamu diye bir ayrımı kabul etmiyoruz. Büyük Atatürk’ün gösterdiği hedefe ulaşmak için insanımız en önemli varlığımızdır.”

33 KANUNDA DEĞİŞİKLİK GÜNDEMDE

Kamudaki bilgi işlem projelerinin özel sektöre yaptırılması ve bilgi toplumu olmaya gidişte hız kazanmanın önünde yasal engeller bulunduğunu ifade eden Yıldırım, “1920’den bu yana yürürlükte olan kanunlar var. 33 kanunda değişiklik yapıyoruz. Bu kanunlar bilişim sektöründe iş yapmanın önünde engeller oluşturuyor. Meclis’e bu değişikliği gönderdik. Bu dönem bitmeden Meclis’ten geçirmeyi planlıyoruz. Bununla ilgili teklifler varsa, tekliflere de açığız. Yasal engelden önce hepimizin kafasında zihinsel engeller var. Hele hele belli bir yaşın üzerinde en engeller daha önemli hale geliyor. Kendimizi geliştiremezsek yarıştan geri kalırız. Ya OffNet ya da OnNet ülke olacağız. Bunun için bilişime önem vermemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

İNTERNET SANAL ALEM DEĞİL GERÇEĞİN TA KENDİSİ

Bakan Yıldırım, bilgi teknolojilerinin dünyada aslında daha yeni bir konu olduğunu ifade ederek, “Dünyada 6,5 milyar kişiden 1.7 milyarı interneti tanımış durumda. Bu alanda ciddi bir potansiyel var. Bu alanda çok daha yapılacak işimiz var. İnternetin ticari olarak kullanımının 18. yılındayız. Son 7 yılda da ülkemizdeki gelişimine baktığımız zaman, tarım toplumu, sanayi toplumu gibi uzun yıllar almıyor.” dedi. Bakan Yıldırım şöyle devam etti: “İşin başında buraya sanal âlem diyorduk. Sanal falan değil, gerçeğin ta kendisi. Ancak nu işi geliştirirken bir yandan da yasal engelleri kaldırmamız gerekiyor. Elektronik Haberleşme Kanununu yeniledik.Teknolojinin bizi zorladığı alanlarda lisansları verdik. En önemlisi, önümüze bir hedef koyduk. 30 milyon internet kullanıcı sayısını, 2013’de en az 60 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.”

FAREDEN ÇOK KLAVYE KULLANIN

Bilgi toplumu olma yolunda gençlerden ümitli olduklarını söyleyen Bakan Yıldırım, “Biz orta yaş ve üzerinden umudumuzu kestik ve gençlere yöneldik. Bu alanı gençler ayağa kaldıracak. Okullara bilgisayar sınıf kuruyoruz. 10 bin okulumuzu, uydu ve daha lisansı olmayan WIMAX ile internet götürdük. Bölgeler arasında satısal uçurum olmasın.” dedi. Bilişimin tabiatı itibarıyla sınır tanımayan bir alan olduğunu hatırlatan Bakan Yıldırım, “Burada oluşan suçun hangi hukuka ait olduğunu belirlemede sorun var. Küresel olarak bu konuda yeniden çalışma yapılması gerekiyor.” Şeklinde konuştu.

İNTERNETTE TÜRKÇE İÇERİK ARTMALI

İnternetteki içeriğin yüzde 85’inin İngilizce olduğunu ve tek bir dilde yoğunlaştığını hatırlatan Bakan Yıldırım, bunun Türkiye için büyük bir tehlike olduğunu söyledi. Yıldırım, “Kendi dilimizde içerik üretmemiz gerekiyor. Öbür türlü içerik üreten değil seyreden hale geliyoruz. Eğer fareyi klavyeden daha fazla kullanıyorsak izleyici olmaktan kurtulamayız.” şeklinde konuştu.

Tayfun Acarer: Bilişimde istihdam yaratmak daha az maliyetli

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer de, bilişimde istihdam yaratmanın diğer sektörlere oranla daha az maliyetli olduğunu söyledi. Acarer, “İmalat sektöründe bir kişi istihdam etmek için 100 bin dolar, bilişimde ise 3 bin dolar harcama gerekiyor.” dedi. Kurum olarak ‘güvenli internet’e büyük önem verdiklerini ifade eden Acarer, “Kurumumuz bünyesinde, İnternet Başkanlığı kuruldu. Bu birimin en önemli konusu, güvenli internet. Çocukların ve gençlerin zararlı yayınlardan korunması en önemli konu. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği Genel Sekreteri, Türkiye’de güvenli internet konularında yapılan çalışmalar nedeniyle sayın bakanımıza teşekkür etti. Bütün okullara bilişim sınıflarının konulması, bu sınıfların altyapı ve haberleşme bedellerinin bakanlığımız tarafından karşılanması, pek çok ülkeye örnek gösteriliyor.” Şeklinde konuştu. İnternetteki site kapatmalara da değinen Acarer, bu konunun kendilerinin dışında kaldığını belirterek, “Youtube’un özel bir kanun nedeniyle mahkeme kararıyla kapatıldı. Yapılan internet düzenlemesiyle ilgisi yok.” dedi.

Turhan Menteş: Kamu özel sektörle rekabet etmemeli

Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Turhan Menteş, “Son dönemde, kamu ve özel sektör arasında rekabet yaşanır hale geldi. Kamunun kendi projelerini kamu eliyle yapmasının doğru olmadığını düşünüyorum.” dedi. Türkiye Bilişim Derneği tarafından düzenlenen 17. Bilgi İşlem Yöneticileri Semineri, Antalya’da yapıldı. Etkinliğin açılışında konuşan Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Turhan Menteş, “Küresel ekonomik krizden bilişim sektörünün de etkilendiğini belirten Menteş, “Kamudaki yatırım daralması nedeniyle, bilişim sektöründe küçülme yaşadık. Sistem entegratörlerinin sayısında düşüş yaşandı. Parçaları birleştiren, bir hayali gerçeğe dönüştüren sistem entegratörlerinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

BİLİŞİM 2010’UN ANA TEMASI SOSYAL DÖNÜŞÜM

Dernek çalışmaları hakkında da bilgi veren Menteş, “Bu yıl dernek olarak yeniden yapılandık. Şube sayısını artırıyoruz. Her şubemizin de kalıcı etkinlikleri olmasını sağlamaya çalışıyoruz. İzmir şubemiz, Bilişim Hukuku Kongresi düzenliyor. Bu da bu alanda bir ilk olacak.” dedi. Sosyal ağların yaygınlaşması sonucu, bu alana da eğildiklerini ifade eden Menteş, şunları söyledi: “Sosyal dönüşümün artık Türkiye’de konuşulmaya başlanması gerekiyor. Bunun için Bilişim 2010’un ana temasını şimdiden ‘Sosyal Dönüşüm’ olarak belirledi. Sosyal ağları bize öğretecek genç arkadaşları davet ettik.” Menteş, “TÜBİSAD ile birlikte hazırladığımız, BT Kota standardının, tüm kamu sektörümde kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Bu standartlar, kamudaki bilişim projelerinde korunursa yararlı olacağını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

%d blogcu bunu beğendi: