Cumartesi, Eylül 23

Kamu Bilişim Platformu’nda neler konuşuldu?

Türkiye Bilişim Derneği tarafından düzenlenen Kamu-BİB (Türkiye Bilişim Derneği Kamu Bilgi İşlem Merkezleri Yöneticileri Birliği) çalışma grubu, Susesi Resort Otel Antalya’da başladı.

15 Mayıs 2011’e kadar devam edecek ve ana teması ‘E-Devlet’te Yeni Açılımlar’ olan etkinlikteki gelişmeleri özetle şöyle:

Kamu Bilişim Platformu Başkanı Mehmet Yılmazer, “TBD’nin 40’ıncı yılını kutlamakla, Kamu-BİB’in 13.’üncüsünü yapmak en büyük gururumuz. Bilişim politikalarının belirlenmesine katkı sağlamak, bilişim çalışanlarının sorunlarını tartışmak ve sektörde sinerji yaratmak en büyük sorumluluklarımız. Dünyada bir ilk olan bu yapı, gerek kamu gerek özel sektörde önemli bir yer edinmiştir. Her geçen gün sektörde hizmet alanları çoğalmakta ve sektörde bilişim persoli ihtiyacı artmaktadır. Tüm bu çalışmaların amacı bilgi teknolojileri alanında kamuda farkındalık yaratmaktır. Bul yılki temamızı ‘E-Devlet’te Yeni Açılımlar’ olarak belirledik. Eylül 2010’dan bu yana çalışma grupları raporlarını hazırladı. Bu raporlar 2 gün boyunca burada tartışılacak ve TBD internet sitesinde yayınlanacak.” dedi.

Türkiye Bilişim Derneği Ankara Şube Başkanı İlker Tabak ise, “16 Mayıs 2008 günü kurulan TBD Ankara Şubesi’nin 3. yılında sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. TBD tüm bilişimcilerin, üyesi olsun ya da olması, mesleki çıkarlarını korumak zorunda olan bir şemsiye örgüttür. TBD, yalnızca bir çıkar örgütü değildir, bilişim platformunun birikimlerini paylaştığı bir çatı örgütüdür. TBD, bilişim sektöründeki gelişmelere ilişkin eylem ve söylemlerini, taviz vermeksizin ifade ettiği, çekinmediği malumunuzdur. TBD Ankara Şubesi’nin ilgili alanı, sadece Ankara ili değildir. Üye veri tabanımızı güçlendirmek için çalışmalar yapıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz tüm sosyal etkinliklerden üyelerimiz bügüne kadar ücretsiz olarak yararlandılar, bundan sonra da yararlanacaklar. Bilişim güvenliği, çocuklara yönelik eğitim gibi yeni çalışmalarımız da gündemde. Kamu BİB Çalışma Grubu, dünyada bir benzeri olmayan, eşsiz bir çalışma platformudur. Burada ürettiğimiz eserler hepimizin malı ve hepimizin övünç kaynağıdır. Dünyanın çeşitli coğrafyalarından 10 bini aşkın üyesi, bu derneğin gücüdür.” şeklinde konuştu.

Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Turhan Menteş de konuşmasında şunları söyledi:

“Bu etkinlik için, bu bir efsane diye her toplantıda söylüyorum. Bu etkinlik tam 13 yıldır, gönüllülük esasıyla dışarıdan hiçbir katkı almadan devam ediyor. İyi ki varsınız, bu çalışmaları yürütüyorsunuz.  TBD, gün geçtikçe etkinliğini artıran, gönüllülük esasıyla çalışan, siyasetler üstü çalışan bir sivil toplum örgütü. Biz kendi gelişimimizi sürdürürken, toplumun da gelişmesine katkı sağlamak zorundayız. Gidemediğimiz illere de gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ulaştığımız il sayısının bu sene 10’a çıkmasını planlıyoruz. Aydın Köksal başta olmak üzere bir avuç akademisyenin bir araya gerek kurdukları bu dernek bugünlere geldi. Değinmek istediğim bir şey var o da katılımcılık. Katılımcılıkla neler yapılabileceğinin pek çok kişi farkında değil. Devletin her zaman en iyi ben bilirim anlayışından, vatandaşın da devlete karşı benzer tutumundan vazgeçilmiş değil. Bir çok çalışma yapılırken görüşümüz alınmıyor. Ben vatandaşım adına düşünür ve karar veririm deniliyor. Hiçbir konuda görüşümüz alınmıyor. Kararlar alınırken, STK’ların görüşlerinin alınması ve süreçlere katkı vermesinin önünün açılması gerekiyor. Bunun yavaş yavaş uygulandığını görüyoruz. STK’lar bazen de doğru kullanılamayabiliyor. Biz TBD olarak her zaman siyasetler üstü tavrımızdan vazgeçmedik ve fikrimizi açıkça söylemekten vazgeçmedik. Son bir aydır olan tartışmaları biliyorsunuz. Şu an görevde değil ama, Binali Yıldırım Bey, etkinliklerimize yıllardır katılıyor ve katkı veriyor. Yine her etkinliğimize gelip bizi destekleyen ve bakanımız olmadığı durumlar da, bakanımızın temsilciliğini de üstlenen Sayın Tayfun Acarer’e de teşekkür ediyorum. Bizim burada eğriye eğri, doğruya doğru dememiz gerekiyor. Ülkemizin geleceğiyle ilgili konularda çekinmeden fikrimizi söylememiz gerekiyor.”

Etkinlikte Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel, Bulut Bilişim ve Coğrafi Bilgi Sistemleri konulu bir sunum yaptı. Bu sistemlerin kamuda kullanımının büyük faydalar sağlayacağını ifade eden Akyel, Eye On Earth (http://www.eyeonearth.eu) projesinin vatandaş ve devletler için getirdikleri yararları anlattı. Akyel, yeni iş ve iş yapma modelleri, güvenlikle ilgili mevzuat ve politikalar ile yazılımla ilgili mevzuat ve politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Ericsson Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cenk Alper, Ericsson’ın Türkiye’de 1920’lerden bu yana faaliyet gösterdiğini belirterek, ülkedeki ilk telekom yatırım ve altyapılarını bu şirketin kurduğunu ifade etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e el yapımı özel bir telefonun o dönemde Ericsson’ın kurucusu tarafından hediye edildiğini ve bu telefonun hala Dolmabahçe Sarayı’nda sergilendiğini anlattı.

Etkinlikte konuşan Turkcell’den Tuğrul Cora ise “Mobilde ses işi tali bir iş olma yolunda ilerlerken, veri hizmeti ana işimiz olma yolunda ilerliyor.” dedi. Mobil internet kullanımının büyük ölçüde artış gösterdiğini hatırlayan Cora, internete bağlı cihaz sayısında da artış yaşandığını ifade etti. Kamuda ses hizmeti alımının, doğrudan alım yoluya yapıldığını ve ihale yapılmadığını hatırlatan Cora, bu süreçlerin ihale yoluyla yapılmasının da yararlı olacağını söyledi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, ise konuşmasında, global krizin en şiddetli olduğu dönemde, bilişim sektörünün hızlı büyüdüğünü ve diğer sektörlere de katkı verdiğini söyledi.

Acarer, “TBD’nin süreçlere olumlu bakması sektörün gelişmesinde çok önemli. Bunda da dernek başkanı Turhan Menteş’in katkılarının da önemli olduğunu vurgulamak isterim.” dedi.

Dünya genelinde, sabit ve mobilde 5 milyar abone sayısına ulaşıldığını hatırlatan Acarer, “2012’de akıllı telefonların sayısı, bilgisayarların sayısını geçecek. 2000 yılında e-posya sayısı 12 milyarken şu anda 242 milyar. 20 kat artmış. Online olma süresi 2.7 saatken 19 saat. haftalık çalışma süremizin yarısı. 17 milyon sabit, 63 milyon mobil abone sayısı var. Genişbant abone sayısı 9 milyon 320 bin.” dedi.

Türkiye’nin AB ülkeleri içerisinde en düşük arabağlantı ücretlerine sahip ülke olduğunu belirten Acarer, bu nedenle mobil sektörde rekabetin sağlandığını söyledi. Acarer, numara taşıma uygulamasıyla 63 milyon abonenin yarısının numarasını başka operatöre taşıdığını bunun da önemli olduğunu ifade etti.

Bilişim sektörünün hacminin 35 milyar dolar civarında olduğunu, genişbant abone sayısının yüzde 26 arttığını belirten Acarer, bu artışın mobil geniş bantta yaşandığını söyledi. Acarer’in verdiği bilgiye göre Türkiye’de 1.8 milyon mobil genişbant internet abonesi bulunuyor.

Türkiye’de internet kullanımının ve kullanıcı sayısının artışının sevindirici olduğunu belirten Acarer “İnternet kullanımında 12. sıradayız. Ancak tedbir almamız gerekecek. Veri kullanımı, sabit iletişimde yüzde 39, mobilde binde 1500 arttı. ‘Ne güzel’ diyeceksiniz, ama bir süre sonra fiber altyapımız ne olacak ona dikkat çekmek istiyorum.” dedi.

Bilişim sektöründe öneli değişimler yaşandığını vurgulayan Acarer, “Her şeyden önce bazı kavramlar ortaya çıktı ve değişti. Yeni petrolün adı veridir. Önümüzdeki dönemde petrolün yerini veri alacak ve petrol hatlarının öneminin yerini veri hatları alacak.” şeklinde konuştu.

Sabit, mobil bütün sistemlerin birbirinin içine girdiğini, ifade eden Acarer, “Her şeyden önemlisi, genişbant kavramı değişti. Bill Gates’in 80’li yıllarda söylediği dikkatimi çekti. Gates, ‘640 KB genibanttır ve yeterlidir’ demişti. Şu anda 640 KB’a kimse dönüp bakmıyor. Kırsal alanda bekletiler değişti. Bir kaç ay evvel Diyarbakır’ın bir köyüne internet götürüldü. Bir teyze İsviçre’deki torunuyla internet üzerinden görüştü. Beklentiler bu şekilde. Kapsama alanıyla ilgili halktan çok ciddi baskı var. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Bu bir ülke politikası haline geldi.” dedi.

Yeni ekonomi firmalarının ülkeler üzerindeki etkilerinin de önemli olduğunu vurgulayan Acarer, teknoloji firmalarının ABD’nin gelirine etkisinin yüzde 20’yi geçtiğine de dikkat çekti. İnternet medyasına da değinen Acarer, “Şimdi internet medyası diye yepyeni bir kavram gelişti. Her şeyin bir arada sunulduğu, verinin, içeriğin, sesin tek paket içinde verildiği servisler gelişti. Türkçe içerik üretemiyoruz. Bu çok ciddi bir sıkıntı. Türk halkının çok hızlı düşünme kabiliyetine baktığımızda, niçin Türkçe içerik üretemediğimize bakmamız lazım.” şeklinde konuştu.

Bilişim sektörde istihdam konusuna da değinen Acarer konuyla ilgili şunları söyledi:

“Bir tarafta genç bir grup var iş arayan, bir tarafta da yetişmiş işgücü var. 3. nesil ihalesinin çok önemli bir maddesi var. 3G lisansı alan her operatöre 500 AR-GE mühendisi istihdam etme zorunluluğu getirdik. En az yüzde 51 donanım ve yazılımın Türk firmalarından alınması zorunlulu. Şimdi bunu denetliyoruz.”

Türkiye’nin Avrupa’da en çok telefonla konuşan ülke ve en çok veri haberleşmesini yapan ülke olduğunu açıklayan Acarer, “Bu çok güzel bir şey. Ancak altyapı ihtiyacı her geçen gün artıyor. Kamunun kullandığı 3G hizmetleri Avrupa’nın en iyisi ve en hızlısı. Çünkü 3 operatör de en yeni sistemlere sahipler.” dedi.

Çok tartışılan baz isyasyonlarının şehir dışına çıkarılması konusunda da, vatandaşların yanlış yönlendirildiğini ifade eden Acarer, “Vatandaşlara, ‘Baz istasyonları şehir dışına çıkınca iletişim olmayacak. Bu koşullarda şehir dışına taşınmasını istiyor musunuz?’ diye sorulması ve ondan sonra cevap alınması lazım.” şeklinde konuştu. İnternette güvenliğin de çok önemli olduğunu vurgulayan Acarer, botnet gibi saldırıların firmaları tehlikeye sokan riskler olduğunu söyledi.

Son günlerde yaşanan ‘Güvenli İnternet Kullanımı’ tartışmalarına da değinen Acarer, şunları söyledi:

“Bir olayın 180 derece nasıl döndüğünü, hayret ve ibrele izliyorum. Bu yeni bir olay değil. 28 Temmuz 2010’da tüketici hakları örgütleriyle ortaklaşa ortaya koyduğumuz şey bu. Güvenli internet hizmeti kullanıcılara ücretsiz sunulacaktır denildi.

11 ay önceki prensip kararı alınmış, 3 ay önce de alınmış kurul kararından bahsediyoruz. Bu konu şimdi 3 hafta önce karşımıza bu şekilde çıkarıldı. 9.32 milyon internet abonesi, standart ya da mevcut profil dediğimiz profilde. Şu anda bunlardan isteyenler kendi iradeleriyle güvenli internet profili denilen bir profile isterlerse geçerler. İsterlerse de bunda çocuk veya aile profilini seçerler, beğenmezlerse geri dönerler. Bu ücretsiz sunulacak. İsteyen kullanır ya da kullanmaz.

‘Neden devlet bunu yapıyor?’ deniliyor. Mevcut servis sağlayıcılar bunu ücrtli vermiyor mu? Şu an da ne yapıyorsanız, 22 Ağustos’tan sonra da aynısına sahipsiniz. Gündüz bir profil, akşam bir başka bir porfile geçilebilir. Sunulmuş bi haktır bu, isteyen kullanır, istemeyen kullanmaz.

2010 yılında bununla ilgili çalışmalar yapıldı. STK’lardan görüş alma ve ‘web’e koyup askıda kalma süresi oldu. İsteğe bağlı bir seçenektir bu. İsteyen kullanır istemeyen kullanmaz. Kararın alındığı tarihten itibaren de bu ‘web’de yayınlanmaktadır. Karar okunsaydı bu kadar tartışma olmayacaktı.”

Etkinliğin öğleden sonraki oturumunda Microsoft Kamu Sektörü E-Devlet Uygulamaları Genel Müdürü Rodrigo Becerra Mizuna, “Bireyler bir bilgi duyduğunda en çok kendilerine benzeyen kişilere güvenir. Devlet ise güvenilirlik sıralamasında son sıralarda yer alır.” dedi. Sosyal medyada devletin vatandaşla arkadaş haline geldiğini belirten Mizuna, devletlerin Gov 2.0 kapsamında sosyal medyayı kullanmaya geçmesi gerektiğini söyledi.

%d blogcu bunu beğendi: