Cuma, Aralık 15

Guliverin Gezileri’nden doğan dev: Yahoo!

İki üniversiteli genç, internette ziyaret ettikleri adreslere daha kolay ulaşabilmek için bir liste oluşturdu. Ve bu liste gelen katkılarla kısa sürede çığ gibi büyüdü, internete açıldı. Şimdi bu liste koskoca bir yeni ekonomi devi olarak karşımızda duruyor.

1968’de Tayvan’da doğan Jerry Yang’ın ailesi, o 10 yaşındayken ABD’nin Kaliforniya eyaletine taşındı. O dönemde, bildiği tek İngilizce kelime “shoe” (ayakkabı) olsa da, başarılı bir lise öğreniminin ardından Stanford Üniversitesi’ni kazandı. Sadece dört yıl içinde, elektrik mühendisliği dalında lisans ve yüksek lisans yaptı. Ama kendini hala “tembel” bir öğrenci olarak tanımlıyor.
Ondan iki yıl önce Wisconsin’de doğan David Filo ise, Tulane Üniversitesi’ndeki bilgisayar mühendisliği öğreniminin ardından, Stanford Üniversitesi Elektik Mühendisliği Bölümü’ne girdi. Sessiz, heyecanlı ve teknik yönden son derece yaratıcı biri olarak tanımlanan Filo, 1993’te Japonya’nın Kyoto kentinde, Stanford Üniversitesi tarafından düzenlenen doktora programı sırasında Yang ile tanıştı.

Sevilen sitelerin listesiyle başladı

Kısa bir sürede iyi arkadaş olan Yang ve Filo en sevdikleri sitelerin bir listesini yapma, ders notu saklama ve arşivleme amacıyla bir web sayfası tasarladı. Bu sayfa sadece üniversite bilgisayar ağı üzerinde yer alıyordu. İkilinin not aldığı adresler yüzü geçince, bunları Netscape ve Mosaic web tarayıcısında hiyerarşik kategorilere ayırabilecekleri küçük bir program yazdılar. Listeyi kendi sitelerine koyan ikili, altı ay kadar sonra, ziyaretçilerin de buraya ek yapabilmesini sağlayınca, gerisi çorap söküğü gibi geldi.
İnsanlar, en sevdikleri siteleri Yahoo’ya ekleyip, mevcut veritabanının hızla büyümesine yardım ederek sitenin gelişmesini sağladılar.

Üniversite sunucuları kaldıramadı

Bir süre sonra çok başarılı bir uygulama olduğu görülünce, bütün üniversite tarafından kullanılmaya başlandı. Ziyaretçi trafiği ve siteye olan talep öylesine yoğunlaşmıştı ki, üniversite yönetimi, Yang ve Filo’dan sistemlerini başka bir yere taşımalarını istedi. Bu noktada bir karar vermek zorunda kalan ikili, Harvard’da okuyan bir arkadaşlarının yardımıyla bir iş planı yaptı ve 1995 Mart’ında okulu bırakarak California Sunnyvale’de bir ofise taşındılar. Yahoo, kısa sürede büyüyerek adeta sanal bir imparatorluk halini aldı. Yahoo bugün e-postadan sinema sitelerine kadar çok farklı dalda servis veren bir portal haline geldi.

Kaba saba, gelişmemiş

İlk olarak ‘Jerry’nin İnternet’teki Rehberi’ (Jerry’s Guide to the World Wide Web) adını taşıyan şirketin, pazarlama adı olarak, Yahoo seçildi. İkili bu adı sözlükten bulmuştu. Yahoo; yani, “Yet Another Hierarchical Officious Oracle.” (Bir Başka Hiyerarşik, Ukala Nasihatçi) Tamlamanın başındaki “Yet Another” (Bir Başka) bölümü, hiç kuşkusuz Unix araçlarından “yacc” (Yet Another Compiler Compiler) için yapılan bir göndermeydi. Ayrıca “Yahoo” sözcüğünün, 18. yüzyılda İngiliz romancı Jonathan Swift’in yazdığı Gülliver’in Gezileri adlı kitapta geçtiği gibi, “Asi, toy, görgüsüz, kaba-saba, gelişmemiş” anlamlarına da gelmesi, bu ismi seçmelerinde etkili oldu.

Sermaye buldu ve büyüdü

Yang ve Filo, bu işe giriştiklerinde kimse Yahoo’ya şans tanımıyordu. Yahoo kurulduğu dönemlerde ayakta olan ve daha sonra Microsoft’un rekabetine yenik düşen Netscape’i hatırlarsak, Yahoo’nun internetin ilk günlerinden bu yana varlığını sürdüren ender şirketlerden biri olduğu gerçeğini daha iyi anlayabiliriz. 
Yang ve Filo, Stanford Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği yüksek lisansını sürdürürken, Nisan 1995’te Apple ve Cisco’da da yatırımları bulunan yatırım şirketi Sequoia Capital’i ikna etmiş ve Yahoo’ya 2 milyon dolar kaynak sağlamıştı.
12 Nisan 1996’da, 49 çalışanıyla halka açılarak 13 dolardan satışa çıkan hisseleri, gün sonunda 33 doları buldu. 1999’da ise, her hisse 237 Amerikan doları demekti. Bu yılda, şirketin pazar değeri 70 milyar dolar, yıllık kârı 588 milyon dolar olarak açıklandı.

Google ile işbirliği yaptılar

2002 yılından itibaren arama motorunu geliştirmeye girişen firma, Google ile işbirliğine gitti ve 2003’te Overture Services’ı alarak Altavista ve AlltheWeb’i de arama listesine kattı. Ocak 2004’te, Yahoo Araştırma Laboratuarları kurularak, yeni teknolojiler geliştirmek üzere başına Dr. Gary William Flake atandı. Mart 2004’te arama motoruna algoritmalara dayanan yeni bir teknoloji eklenince, Google ile yapılan anlaşma feshedildi. Yahoo, artık her alanda yetkin ve bağımsızdı.
İnternet şirketlerinin yükselişi ve ardından 2000-2003 yılları arasında internet balonun patlamasından sonra gelen ardı ardına çöküşlerden Yahoo da etkilendi. Şirketin değeri 5.2 milyar dolara geriledi. Ama Filo ve Yang mali açıdan da eski, güzel günleri yakalayacaklarından eminlerdi. Ancak kısa süreli bir krizden sonra toparlanan şirket, bugün 50 milyar dolar pazar değerine sahip.
Yahoo’nun ağırlığı ABD’de olmak üzere 28 ülkede toplam 10 bin çalışanı var ve günlük 345 milyon kişiye hizmet veriyor. Türkiye’de ise 3 milyon Yahoo kullanıcısı var.
Yahoo’nun kurucuları Yang ve Filo, şirketin felsefesini ‘sürekli kâr yapmak’ olarak açıklıyor. Şirketin kârlılık stratejisinin en önemli yanını masrafları kısmak yani tasarruf oluşturuyor. Bunu ‘cimrilik’ olarak nitelendirenler de var. Ofis binalarını en ucuz renklere boyadıklarını ifade ediyor Yahoo’nun kurucuları; bu nedenle Sunnyvale’deki binalarının duvarları mor ve sarı renkte.
      
Google kadar cömert değil

Çalışanların performansını artırmak için Yahoo’nun kampüsünde basketbol ve voleybol sahaları var. Yahoo çalışanları, iş aralarında veya fazla mesailerinde spor yapabiliyor. Ancak bu konuda Yahoo’nun hiçbir zaman rakibi Google kadar cömert olmadığı belirtiliyor.
Personelinin arabalarının yağ değişim masraflarını dahi üstlenen Google’a kıyasla Yahoo, ‘masrafları kontrol altında tutma’ felsefesini benimsemiş durumda. Ayrıca şaşırtıcı bir ayrıntı daha; Yahoo çalışanlarının yemekleri, diğer şirketlerin aksine ücretli. Bu, Silikon Vadisi şirketleri için hiç de alışılmadık bir durum.
Yahoo’nun harcamaları kısmaya dayalı stratejisi kurucularını çoktan dolar milyarderi yaptı bile. Şirketin yüzde 6.4 hissesini elinde tutan Filo 2.8 milyar, yüzde 4.8 hissesini tutan Yang ise 2.1 milyar doları garantiye almış durumda.
Site e-posta, e-ticaret, haber, eğlence, hava durumu, iş bulma ve arama motoru hizmetleri sunuyor. İlk başlarda rakipsiz olan Yahoo, şimdilerde Google, MSN ve AOL gibi güçlü rakiplerle karşı karşıya. Ancak, Yahoo’nun başında kalmaya devam eden Jerry Yang şirketin şimdiye kadarki başarılarından memnun olduğunu belirtiyor.
Yang, “10 yıl içinde tüketicilerin interneti kullanma şekilleri çok değişti. Bu çok önemli ve heyecanlı bir deneyim oldu” diyor. 

Hedef, geleceğin medyası olmak

Değişen rekabet koşulları, tüm şirketler gibi Yahoo’yu da değişmeye zorluyor. Şirket, 2010 yılında 1 milyar izleyiciye ulaşan, TV şovları ve filmlerin yayınlandığı interaktif (etkileşimli) bir medya devine dönüşmenin planlarını yapıyor.
Silikon Vadisi’ni sarsan büyük krizden önce, internetin gelecekte televizyonun yerini alacağı kehaneti dile getiriliyordu. Hatta bazı şirketler, sadece internette yayınlanacak şov programları ile televizyona rakip olmayı düşlüyordu. 2005’te ise aynı strateji internetin en büyük portalı Yahoo’nun önünde bir kez daha geldi; interneti bir dijital eğlence platformuna dönüştürmekti.

345 milyon kullanıcıya sahip

İnternetin en büyük portalı Yahoo’nun elinde 345 milyonu aşan kullanıcı sayısını servete dönüştürmesi için birçok olanak var. Portalın kullanıcı sayısının 2010’da 1 milyara ulaşması bekleniyor. Yahoo film şirketleri ile işbirliğine giderek, eğlence içeriğini internete taşıyarak, kendisini bir interaktif sinema mecrasına dönüştürme yolunda ilerliyor.
Söz konusu strateji, izleyici sayısı 1 milyar olan bir sinema salonu anlamına geliyor ve Yahoo’yu bir anda dünyanın en büyük medya kuruluşlarından biri yapabilir. Yahoo kullanıcılarının yüzde 75’i genişbant erişim ile internete bağlanıyor, kısaca kullanıcılar sitedeki videoları ve benzeri yayınları indirebilecek teknik düzeydeler.

Yahoo kendi filmlerini çekecek

Yahoo, ABD’de şifreli yayın yapan Showtime kanalının ‘Fat Actress’ adlı dizisini sitesinden yayınladı. Yahoo ayrıca ‘The Apprentice’ ve ‘The Contender’ gibi şov yarışmalarının kamera arkası bölümlerini de yayınlıyor.
Yahoo, ABD’nin en büyük kanallarından ABC’nin üst düzey yönetecisi Lloyd Braun’u transfer ederek kendi şovlarını kendi üretip bunları internet sitesinden yayınlama yönünde ilk adımı attı. Ardından şirketin medya bölümü MGM film stüdyoları ile kampüse taşındı.

Yeni trendlerin öncüsü

Yahoo son olarak hızlı bir şekilde büyüyen bir dijital fotoğraf paylaşım sitesi olan Flickr’ı 35 milyon dolara satın aldı. Flickr, kullanıcıların internette dijital fotoğraflarını değiş tokuş etmelerini sağlayan bir servis ve gelişmekte olan bir trendin öncülerinden.
Yahoo’nun internetin sosyal paylaşım amacına hitap etmek için de kullanıcıların şarkı sözü, görüş ve mesajlarını özgürce yayınlayabilecekleri ‘Yahoo 360’ adlı bir bölüm açtı. Servislerin çeşitlendirilmesi ve kullanıcılar arasında içerik paylaşımı, kişinin o portalda daha fazla zaman geçirmesini ve sonunda ücretli servislere de yönelmesini sağlıyor.
Warner Bros’un eski, Yahoo’nun da şimdiki CEO’su Terry Semel, Yahoo’nun bu yolda en büyük avantajının ‘interaktiflik’ özelliği olduğunu vurguluyor.
Semel, televizyon izlemenin gelecekte daha da interaktifleşeceğini ve internetin daha da çok tercih edilir bir mecra hale geleceğini savunuyor.

(Bu yazı Eğitimbilim dergisinin Nisan 2006 sayısında yayınlanmıştır.)

%d blogcu bunu beğendi: