Perşembe, Kasım 23

Google’ın asıl sancısı ne?

Markaların web sayfalarını ikinci plana itip kitlesel iletişimde Facebook fan sayfalarını kullanmaları ve bu alanda Google’ın adının bile anılmaması teknoloji devleri arasındaki kavganın en önemli cephelerinden biri.

Google’ın yeni sosyal ağının başarılı olup olmayacağını Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg de en az bizim kadar merak ediyor olmalı ki, ilk işi Google+’ta bir hesap açmak olmuş. Şu an Google+’ta en çok takipçisi olan kullanıcı Zuckerberg.

İnternet devleri arasında sosyal ağlarda üstünlük elde etme konusunda yoğun bir rekabet yaşanıyor. Bu rekabetin kahramanları, Facebook, Twitter, Google ve dolaylı olarak da Facebook’ta hisseleri bulunan Microsoft. Her ne kadar yeni yeni platformlar ortaya çıksa ve şirketler kendi platformlarının yaygınlaşması için ellerinden gelen çabayı gösterse de asıl rekabet hem bireylerin hem de markaların kişisel ya da kurumsal iletişimleri için yaygın olarak hangi aracı tercih ettiğiyle ilgili. Özetle, bir marka gazete ve TV reklamlarında, billboardlarda, afişlerde, broşürlerde hangi sosyal ağdaki hesabını iletişim için kullanıyor/kullanacak? Asıl kavga burada.

WEB ADRESLERİ İKİNCİ PLANDA

Örnek vermek gerekirse bugün pek çok marka reklamlarında web adresini değil Facebook adresini veriyor. Çünkü internet kullanıcısının en yoğun kullandığı, 72 milyonluk Türkiye’de 30 milyondan fazla kişinin kullandığı bir sosyalleşme aracı Facebook. Markalar için müşteri ya da müşteri adayının şirketin web sitesine girmek yerine Facebook’taki marka sayfasını ‘Beğen’mesi daha önemli. Çünkü geri dönüşüm açısından 20 site ziyaretçisi, 1 Facebook hayranına eşit. Yani markanın web sitesini 20 kişi ziyaret edeceğine, Facebook’taki sayfasını 1 kişinin ‘Beğen’mesi ticari olarak daha verimli.

FACEBOOK NİÇİN VAZGEÇİLMEZ?

Facebook’un hem en yaygın kullanılan sosyal ağ olması hem de şirketler için web adresinin yerine Facebook fan sayfasının adresini kullanacak kadar ticari hayatın içine girmesi, Facebook’u bugün vazgeçilmez yapıyor. Bu kadar yaygın ve verimli kullanılan bir diğer sosyal ağ da (daha doğrusu mikroblog sitesi) Twitter. Aynı şekilde tüm iletişim araçlarında markaların duyurmaya çalıştıkları ikinci iletişim bilgisi Twitter hesapları. Sadede gelelim; peki Google burada nerede duruyor? Cevap kocaman bir hiç! Google, hiçbir markanın kendi üzerinden direkt iletişim kuracağı bir sosyal ağ aracı keşfedebilmiş değil.

GOOGLE+ MARKA SAYFASI OLUR MU?

Bu hazin tablo, Google’ın sektörde ne kadar çaresiz ve çırpınmakta olduğunu bize gösteriyor. Ve Google’ın, Orkut, Google Buzz ve Google Wave gibi üç başarısız deneyiminin ardından Google+’la (Google Plus) neden bu kadar iddialı olduğunu bize gösteriyor. Google, elindeki tüm imkanları kullanarak, halen kullanımda olan tüm hizmetlerine Google+’ı bir şekilde gömerek, diğer alanlardaki gücünü Google+’a da aktarmaya çalışıyor. Google’ın bu alanda başarılı olup olamayacağı, markaların, internet kullanıcılarının yakın zamanda Skype destekli görüntülü sohbet hizmeti de vermeye başlayan Facebook’taki fan sayfaları gibi Google+ sayfalarını da yaygın kullanıp kullanmayacağıyla, Facebook’u alt edip edemeyeceğiyle orantılı. Sonuç her ne olursa olsun, rekabet güzel şey.

Bu arada beni Google+’ta takip etmek isterseniz adresim: http://gplus.to/melihbayramdede

%d blogcu bunu beğendi: