Cuma, Kasım 17

Facebook, bilgilerinizi CIA ile paylaşıyor mu?

Milyonlarca insan, kişisel bilgilerini bilinçli ya da bilinçsiz olarak Facebook’ta ve internette paylaşıyor. Peki sanal ortamda verilerin güvenliği nasıl sağlanabilir? Uzmanlar bu soruya yanıt arıyor. 

DW Türkçe Servisi’nin haberine göre, Almanya’nın başkenti Berlin’de yapılan Kişisel Verilerin Korunması Konferansı’nın en önemli konularından biri, sanal ortamda kişisel verilerin korunmasıydı.

Almanya’da kişisel verilerin korunmasına ilişkin en hararetli tartışmalar bundan 25 yıl öncesine dayanıyor.

1983 yılında Almanya’da hükümet bir nüfus sayımı yapmayı planlıyordu. Nüfus sayımı nedeniyle, vatandaşlara kişisel bilgilerine yönelik, “bir dairede mi yaşıyorsunuz, yoksa müstakil evde mi, telefonunuz var mı, mesleğiniz nedir?” gibi sorular sorulmak istendi.

Milyonlarca Alman vatandaşı, devletin özel hayatlarına dair sorular yöneltmesini ‘mahremiyete müdahale’ olarak yorumladı. Almanya’da devletin bu girişimine karşı geniş çaplı bir sivil toplum hareketi başlatıldı ve Federal Anayasa Mahkemesi’ne, “kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle  binden fazla başvuru yapıldı.

Anayasa Mahkemesi de bunun üzerine 15 Aralık 1983’te konuya ilişkin bir karar verdi. Nüfus sayımı yasasını iptal eden mahkeme, kişisel bilgilerinin ifşası ve kullanımı üzerindeki hakkın, bireyin kendisine ait olduğuna hükmederek bunu “temel bir hak” olarak tanıdı.

25 yıl sonra gönüllü paylaşım

Almanya’da bireylere kişisel bilgilerinin kullanımı konusunda karar verebilme yetkisi veren hak bugün hala geçerliliğini koruyor. Ancak tek bir farkla; artık milyonlar seslerini kişisel verilerini başkalarının kullanımına sunmamak için yükseltmiyor, aksine insanlar verilerini gönüllü olarak paylaşıyor.

Kişisel verilerin ifşa edildiği alanların başında ise internet geliyor. Tahminlere göre tüm dünyada yaklaşık yarım milyar kişi, fotoğraf ekleyebildikleri, kişisel özelliklerini açıklayabildikleri, kendileri hakkında hemen her tür özel bilgiyi paylaşabildikleri sosyal paylaşım sitelerine kayıtlı. Bu sitelerden en popüleri yaklaşık 200 milyon üyesi bulunan Facebook. Bu üyelerin pek çoğunun verileri erişilebilir durumda. Facebook’ta kullanıcılara yöneltilen sorulardan bir kaçı ise şöyle: “Hangi kitapları okuyorsunuz, siyasi görüşünüz nedir, medenî durumunuz nedir?”

Kullanım koşullarına ironik eleştiri

İnternette şu aralar Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerini alaya alan bir video dolaşıyor. Videoda bir kadın spiker soğuk bir sesle, “Sitenin her hangi bir sayfasında üyelerce yayınlanan içeriklere dair hakların Facebook’a; cayma hakkı olmaksızın, sürekli, münhasır olmayan, devredilebilir, ücrete tâbi olmayacak şekilde ve dünya çapında kullanım, çoğaltma, gösterim, sahneleme, değiştirme, tercüme etme, yayımlama, işleme ya da başka içeriklere dahil etme ve alt lisanslar verme hakkına sahip olacak şekilde devredildiği onaylanıyor” sözleriyle, Facebook’un kullanım koşullarından bir bölümü okuyor. Facebook’a üye olan herkes bu koşulları kabul etmiş sayılıyor.
 
Videoda ayrıca kullanıcı verilerinin işlendiği bir fabrikada, dolarların havada uçuştuğu görüntülere yer veriyor. Aynı zamanda Facebook yatırımcıları ile Amerikan merkezi haber alma servisi CIA ile de bir bağlantı kuruluyor.

Facebook’ta toplanan kişisel veriler

Komplo teorisi ya da değil, gerçek olan Facebook’un çok büyük miktarda veri topladığı. Üstelik bu değerli veriler şirketlere aktarılabilir durumda. Facebook dışında pek çok internet sitesi de benzer kullanım koşullarına sahip.

Hukukçular, böylesine kapsamlı bir hak devrinin meşru olup olmadığını tartışırken, sosyal paylaşım sitelerinin kullanıcıları bu konulara fazla kafa yormuyor. Facebook geçen Şubat ayında kullanım koşullarını sertleştirmek istemişti. Ancak gelen protestolar karşısında ikinci bir taslak hazırlandı. Kullanıcıların bu taslağı Nisan ayı sonuna kadar oylaması gerekiyordu. Sanal seçime katılım oranı  yüzde 0,3 düzeyinde kaldı.

%d blogcu bunu beğendi: