Cumartesi, Kasım 18

F klavyenin mucidinin portresi

Bilgisayarlarda “Q klavye mi, F klavye mi?” tartışması gündeme her geldiğinde, hatırladığımız biri İhsan Yener. Kendisi şu anda Şampiyon Bilgisayar Kursu’nun kurucusu ve yöneticisi. Önce daktiloda hızlı yazmak için F klavyeyi geliştirmiş ve ardından bilgisayarlaşmayla birlikte, F klavye bilgisayarlarda da kullanılır olmuş. Şu anda F klavye kullanan sayısı ne yazık ki, çok fazla değil. İtiraf ediyorum, uzun süre F klavyenin yaygınlaşmasını gündeme taşıyan bendeniz bile, Q klavyeye geçmek zorunda kaldım. Yeni Şafak’tan Recep Yeter’in ‘F klavyenin mucidi’yle yaptığı görüşme ve ardından sayfalara yansıyanları paylaşmak istiyorum, kayda geçsin diye…

10 parmağında 89 bin marifet

İhsan Yener, yaşına rağmen her sabah otobüse binip, 89 bin kişiyi iş sahibi yaptığı Şampiyon Bilgisayar Kursu’nun yolunu tutuyor. F klavyenin mucidi olan Yener, üniversitedeyken steno bilgisi sayesinde tuttuğu notları matbaada bastırıp arkadaşlarına satarak fotokopi kolaylığını başlatan kişi olmuş.

RECEP YETER/REPORTRE

İhsan Bey ile görüşmeyeli seneler olmuştu. Bir süre önce yanımda staja başlayan genç bir gazeteci arkadaşımız ile aramızda geçen F ve Q klavye muhabbeti, İhsan Yener’i bir kez daha hatırlamamı sağladı. Özetle; tüm yaşıtları gibi Q klavye kullanmaya alışan arkadaşımız gazetede karşısında F klavyeyi görünce şaşırmıştı.

Bana kendisi için teknik servisten Q klavye edinmemi isteyen genç muhabire yanımdaki ‘eski gazeteci’ arkadaşımızla F klavye kullanmasını tavsiye etme gafletinde bulunduk. Çünkü genç arkadaşımız bizim hala 20 yıl öncesinde, daktilolu günlerde kaldığımızı artık kendimizi yenilememiz gerektiğini düşünüyordu. Tabi ki bu cevabı duyunca ilk işim İhsan Bey’i aramak oldu.

Telefonun ucundaki ses, 1925 doğumlu bir delikanlı olduğunu ilan etse de, ne yalan söyleyeyim İhsan Bey’i bu kadar zinde beklemiyordum. Ücretsiz açılan kurslar nedeniyle sayısı bire düşen kursundaki odasının kapısını açınca koltuğundan fırlayışı, elimi sıkıca kavrayışı yüzümde pembelik oluşturmadı desem yalan olur.

İhsan Bey’e gazetede başıma gelen müteessir olayı anlatıp derdime derman istedim. O da neredeyse ömrünü adadığı F klavye meselesini bir kez daha anlatıp içime su serpti. Ama önce merak ettiğim bir şey vardı: 84 yaşında olmasına rağmen her gün işe gelip giden bir delikanlı olabilmenin sırrı!

DAKTİLO, ORTAOKULDA KANINA GİRDİ

Tabiki önce hikayenin başına, 1925’e, Afyonkarahisar’a gitmek gerekiyor. İhsan Bey’e delikanlılık katan maratonun müsebbibi, ‘demiryolları’nda çalışan ve her üç yılda bir istasyon değiştirmek zorunda olan babası? İzmir İhsan Bey’in daktilo tuşları ile aşkının filizlendiği yer. Ortaokul ikinci sınıfta bakmadan on parmak daktiloyu, üçüncü sınıfta stenoyu öğrenmiş. Dördüncü sınıfta İzmir Basın Birliği’nin 10 parmak daktilo yarışmasında bir dakikada tam 108 kelime yazarak birinci olmuş.

Yüksek tahsil için taşındıkları İstanbul’da bugünün İktisadi ve Ticari ilimler Akademisi’ne başlayan Yener, 10 parmak mahareti sayesinde öğrencilik tarihinde bir çığır açmış. İlk derste hocanın tahtaya 18 kitap yazdırdığını ve ‘sınavda bunlardan sorumlusunuz’ dediğini aktaran Yener, sonraki derslerde hocanın ağzından çıkan her şeyi steno ile eksiksiz yazıp, eve gidince temize geçmiş.

Sonra da matbaada bastırıp arkadaşlarına 25 kuruştan satmış. Yani ‘fotokopi not’ çılgınlığının ilk temelini atan kişi olmuş. Üniversite sonrası öğretmenliğe başlayan Yener, İzmir’de kırdığı rekorun aşkıyla İstanbul’da yarışma düzenlemeye başlamış. Ta ki 10 yıl sonra, 1955’te gazetede gördüğü bir haberle 1887’den beri dünyada benzeri bir şampiyona düzenlendiğini öğreninceye kadar.

Tabi ki hemen irtibata geçip, ertesi yıl Milano’daki şampiyonada öğrencileriyle birlikte yerini almış. 1955 yılının ayrıca başka bir anlamı daha var İhsan Yener için. 10 parmakla yazı yazmayı öğrettiği öğrencilerinin yaklaşık 200 değişik daktilo karşısında çaresiz kaldığını gören Yener, hem öğrettiklerinin boşa gitmemesi, hem de yazı yazarken geçirilen zaman kaybının önüne geçmek için yeni bir klavye düzeni geliştirmeye karar vermiş.

Önce TDK’dan 29.934 bin sözcüğün istatistiklerini almış, 183.596 harfin kaç kez kullanıldığını belirlemiş. Ayrıca doktorlara danışmış ve parmakların röntgenlerini çektirip adale ve sinir sistemlerini incelemiş. Sonra da klavye düzeninde hangi harfin parmağın altına geleceğini tasnif etmiş. Stajyerliği yeni kalkmasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı ile milli klavye yazışmalarına başlamış.

Yener’in çabası nihayet 1955 yılında kendini göstermiş. Uzun süren müzakereler sonucu Yener’in hazırladığı F klavye, Milli Klavye olarak kabul edilmiş. Yener, F klavye sayesinde zamandan tasarrufun bedelinin bir yılda 43 milyon Lira olduğunu söylüyor.

Türkiye’ye giren daktiloların bu sisteme uyun hale getirilmesi de sağlanmış. Ta ki 1978 yılında, Q klavye dizinine sahip ilk bilgisayar klavyesinin, yasada sadece ‘daktilo’ kelimesi geçmesi nedeniyle gümrükten Türkiye’ye sokulmasına kadar. Sonra da Q’nun önü alınamamış. Bu arada F klavye sayesinde yarışmalarda, Yener’in öğrencileri şampiyonluğu kimseye kaptırmayınca, diğer ülkeler F klavyenin doping olarak kabul edilmesi girişiminde bile bulunmuş. 1993 yılında Onursal Başkan yapılan Yener, İntersteno Kongresi ve Yarışmaları’nda Rusya ve Çin gibi ülkelerin oy hakkının bulunmadığını söylüyor.

Q KLAVYE AMERİKA’YA BİLE UYGUN DEĞİL

Bu arada uluslararası daktilo yarışmalarında Türkiye’nin 49 şampiyonluğuna karşılık, Amerika’nın ve Rusya’nın sadece bir şampiyonluğu olması da ilginç. Aslında bu durum Q klavyenin vahim bir sonucu. Çünkü 1873 tarihinde, o dönemdeki daktiloların şeritlere vuran demirlerinin birbirine karışmaması için harflerin en uzak noktalara yerleştirilmesi esasına, yani F klavyenin tam tersi mantıkla dizilen Q klavyeyi 1932’de değiştirmeye karar veren ABD, devlet dairelerindeki değişikliğin masrafının altından kalkamayacağını anlayınca vazgeçmiş. Yani ABD bile bugün, Q klavyeyi mecburen kullanıyor.

İhsan Yener, 1950’de açtığı daktilo ve bilgisayar kursları sayesinde bugüne kadar 89 bin küsur insanı iş sahibi yaptığını söylüyor. Yener, bugün yaşına rağmen her sabah evinden çıkıp otobüse biniyor ve kursunun yolunu tutuyor. 84 yaşında hala dinç olmasını ise ortaokul yıllarında her gün iki saat koşmasına, atletizm şampiyonluklarına borçlu.

F klavyede sol el yüzde 48, sağ el yüzde 51 oranında kullanılıyor. En kuvvetli ve işe yarayan işaret parmaklarının altında en çok kullanılan A ve K harfleri var. Q klavyede ise J harfi? Yener, 10 parmak bakmadan yazan insanın, kalemle yazar gibi gelen ilhamı kaçırmayacağını söylüyor.

(Fotoğraf: Sedat Özkömeç)

  • Hocam ben F klavye’ye geçmeyi cidden çok istedim. Hatta basında çalıştığım yıllarda da biraz kullandım. Ancak en büyük yaşadığım sıkıntı şuydu: Programların kısa yollarını kullanmak çok büyük problem oluyordu. Kısa yollar Q klavye düşünülerek yapıldığı için, Q’da çok kolayca kullanılabilirken, F’de klavyenin ta öbür tarafına tıklamak gerekiyordu çoğu zaman. O yüzden maalesef istemeyerek Q’ya devam etmek durumunda kalmıştım.

  • Benim de F’yi bırakıp, Q’ya geçmemin nedeni yazılımlar ve bilgisayar standartları. Benzer pek çok nedeni var.

    Örneğin F klavye kullanırken, bilgisayara sistem kuruyorsunuz, kurulum esnasında klavye Q oluyor.

    Kurulumda vereceğiniz komutlarda, önünüzde F klavye olunca, ‘şu harf nereden çıkıyordu, bu nereden çıkıyordu’ gibi sorunlar yaşanıyor.

    Bir Q klavyeden bakıp, sol baştan harflerin yerini sayarak, F klavyede format komutunu vermek için ilgili tuşun yerini arıyorsunuz.

    F klavye, Türkçe metinleri yazmada harf dizilimi nedeniyle hız avantajı sağlıyor. Ancak Q klavye artık öyle bir yaygınlık kazandı ki, şu andan sonra F klavye çok zor gibi.

  • CTRL+C ve CTRL+V kombinasyonları F klavye ile Q klavyede aynı yerde arkadaşlar. C ile V yer değiştiriyor sadece. CTRL+X biraz uzakta ama 10 parmak yazıyorsanız sol CTRL’ye sol el serçe parmağı ile basarken, X harfine de sağ el serçe parmağı ile basabilirsiniz. Tek el ile yapmak isterseniz de sağ elinizle, sağdaki CTRL’yi kullanarak kombinasyon yapabilirsiniz. CTRL+Z, CTRL+N, CTRL+A vs de aynı şekilde; iki elle yazıyorsanız bir elinizin serçe parmağı ile CTRL’ye basarken, diğer elinizle de istediğiniz tuşa basacaksınız :)

    Ama F klavyeyi 10 parmak kullanmamak, klavyenin özelliklerini ve potansiyelini de kullanmamak anlamına geleceği için, varsayılan değer olarak F klavye kullanan kişinin, 10 parmak yazmayı da öğrenmesi gerektiğni söylemek istiyorum.

    Ben 10 yıl Q klavyeyi 2-3 parmakla, kendimce de hızlı yazdığım halde bıraktım, 2 hafta F klavye çalıştım. Sabahları ofise gittiğimde 10 dakika, daha çok değil. 2 haftanın sonunda, önümdeki klavye Q idi, klavyeye bakmadan, yazı yazmaya başlamıştım. Çok zor değil, isteyen herkes yapabilir ve öğrendikten sonra inanılmaz rahat yazmaya başlıyorsunuz, kendiniz bile inanamazsınız. Tecrübeyle sabit :)

    Benim sitedeki yazıları okumak isterseniz bi bakın arkadaşlar:
    http://www.gonullu.com/?tag=f-klavye

  • Pingback: F KLAVYENİN ORTAYA ÇIKIŞI - Suvari()

  • Pingback: Q Klavyenin Tarihçesi - Suvari()

%d blogcu bunu beğendi: