Salı, Ağustos 22

Dikkat! Telefon öldürür!

Telefonla yeri tespit edilen Çeçen lider Dudayev, ABD’nin en büyük elektronik istihbarat örgütü NSA tarafından izlendi. Yeri Ruslar’a bildirildi ve füze ile öldürülmesi sağlandı. ABD’den gelen telefon Türkiye’nin hediyesi olarak Dudayev’e ulaştırılmıştı.

Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan istasyon ve uydu sistemleri aracılığıyla dinlenen kişiler kimler hiç merak ettiniz mi? Yakın geçmişe baktığımızda, Çeçenistan davasında önemli bir yere sahip olan Cahar Dudayev de Echelon sisteminin kurbanı olduğunu görebiliriz. ABD’li Ulusal güvenlik Ajansı (NSA) tarafından yeri koordinatlarıyla tam olarak tespit edilen Dudayev’in yeri tespit edilip Ruslara bildirilmiş ve füze saldırısıyla öldürülmüştü.
Rus Itar-Tass ajansı konuyla ilgili haberinde yeri uyduyla tespit edilen Dudayev’in beraberindekilerle birlikte, bulunduğu köyde telefon görüşmesi yapmak için başka bir binaya geçmek üzere buradan çıktığını ve o anda başlayan füze saldırısında ağir yaralanan Dudayev’in aynı gece hayatını kaybettiğini duyuruyordu. Rusların uydu ile yer belirleme teknolojisi gelişmemişti ve bu operasyon için ABD’den yardım istemişlerdi.

ABD: Dudayev’in yerini biz bildirdik

NSA ajanı Wayne Madsen, olayı ABD cephesinden şöyle anlatacaktı:
“Dudayev Refah Partisi’nin verdiği uydu telefonu kullanıyordu. NSA yerini ve koordinatlarını belirledi ve Başkan Clinton’a bildirdi. Bill Clinton, Moskova’da idi. Boris Yeltsin’in yeniden seçilmesini istiyordu. Çeçen lider Cahar Dudayev’in yerini ve koordinatlarını Yeltsin’e bildirdi. Ruslar, Dudayev’i hemen öldürdü. Boris Yeltsin de Clinton da yeniden seçildi. Aslında, Başkan Clinton’ın yaptığı yasalara aykırıdır.”
Gazeteci Fehmi Koru’ya göre Madsen’in “Uydu telefonu Refah Partisi vermişti” demesi, o tarihte iktidarda RP’nin bulunması ve Çeçen lidere uydu telefonu temin işinin Başbakan Necmettin Erbakan tarafından verilen bir tâlimata dayanması yüzünden.

“Dudayev’in ölümüyle ilgili iddialar

Dudayev’in öldürülmesiyle ilgili “Jitem Gerçeği” ve “Kod Adı Yeşil” adlı kitapları ile tanınan gazeteci Çetin Ağaşe ve www.yesil.org adlı sitenin yorumlarında MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun sorumlu gösteriliyor. Sitede ‘Dudayev’i Atasagun öldürttü’ iddia ve yorumları ile Ağaşe’nin “Avrusya, Bir gazetecinin Çeçenistan ve Azerbaycan Notları” adlı kitabındaki yorumları birbirine benziyor. Her iki kaynak da tek kalemden çıkmışçasına Atasagun’u ‘Ruslar’ın gizli servis sistemlerine yakın, gençlik yıllarında ‘Sovyet Masası’ departmanlarında çalışıp tecrübe kazanmış üst rütbeli istihbaratçılardan biri’ olarak tanımlıyor. Kaynaklara göre ABD’nin gönderdiği NEC marka uydu telefonun Çeçen Lideri Dudayev’e ulaştırılmasında Atasagun, dönemin başbakanı Necmettin Erbakan’ı da kullandı ve Ruslar’ın emeline ulaşmasına hizmet etti. Çeçen direnişinin yanında olan Refahyol hükümetinin lideri Necmettin Erbakan da farkında olmadan Dudayev’in ölüm fermanını da imzalamış oldu.

Bayan Dudayev: Türk solcuların parmağı var

Bu arada Dudayev’in eşi Alla Dudayev Yeni İzvestiya Gazetesi’ne kocasının ölümüyle ilgili yaptığı açıklamalar da dikkat çekici. Bayan Dudayev’e göre eşinin öldürülmesinde Türkiye’de yaşayan solcuların da parmağı var! Alla dudayev, Türk solcular derken kimi kastettiğine açıklık getirmiyor ancak sözünü ettiği “Türk Solcular”ın Dudayev uydu telefonunu kullanırken yerini tespit edip ABD’ye bildirdiğini, ABD’nin de bu bilgiyi Ruslara ilettiğini belirtiyor. Bayan Dudayev, büyük olasılıkla eşinin Ruslarla işbirliği yapılarak ortadan kaldırılmasından hareketle Ruslar’la işbirliği yapanları ‘Solcu Türkler’ olarak nitelendiriyor. Bayan Dudayev’in kasdettiği yukarıda aktardığımız gibi ‘Sovyet Masası’ tecrübeli kişiler olabilir.

Öcalan’ın çanta tipi uydu telefonu

Türkiye’ye ilginç bir operasyonla teslim edilen Öcalan Echelon sistemi tarafından yeri belirlenen ve izlenen kişilerden biri. Öcalan, Suriye’den başlayan ve İmralı’da nihayetlenen yolculuğu sırasında sürekli izlendi. Onu ele veren araç tahmin edilebileceği gibi sürekli kullandığı ve uzun uzun konuşmaktan zevk aldığı çanta tipi uydu telefonuydu. Günde en az 4-5 saatini telefonda geçiriyordu.
O dönemde basına açıklamalar yapan bir yetkilinin şu sözleri olayı doğrular nitelikteydi. Ne demişti o yetkili: ‘Öcalan’ı yakalamamız an meselesi. Yeter ki biraz telefonla konuşsun!’
Öcalan’ın yeri NSA tarafından tespit edildi ve Türkiye’ye bildirildi. Rusya’daydı. Daha sonra gittiği ülkelerde de adım adım izlendi ve İmralı’da bitti yolculuğu.

NSA ajanı: Öcalan’ın yerini biz takip ettik

NSA’nın faaliyetleriyle ilgili yazdığı kitapta eski ajan Wayne Madsen da Öcalan’ın yakalanmasında Echelon sisteminin kullanıldığını itiraf ediyor. Madsen, bir gazeteye verdiği beyanatta Abdullah Öcalan’ın ‘çok geveze ve aptal’ olduğu için kendisini ele verdiğini, PKK’nın başının, Suriye’den çıktıktan sonra Kenya’da yakalanıncaya kadar NSA tarafından izlendiğini söyleyecekti. Madsen şunları anlatıyordu:
“Öcalan, çok geveze biri, cep telefonundan konuşmadan edemezdi ve biz de nerede olduğunu hemen belirlerdik. Rusya’dan başlayarak, Korfu Adası dahil her noktada dinledik. Öcalan’ın izlenmesinde İsrail’in de katkısı oldu. Öcalan, çok aptalca davrandı. Dinleneceğini bilmesi gerekirdi”. Burada Öcalan’ın Suriye’den çıkıp ülke ülke gezdiği destek aradığı sırada uydu telefonu mu yoksa cep telefonu mu kullandığı konusunda belirsizlik var. Ancak şunu bilmeliyiz ki, uydu telefonu da yer belirlemek için yeterli, cep telefonu da.

Az kalsın telefonla konuşan Öcalan da hedef oluyordu

Türk yetkililerin Dudayev’in uydu telefonuyla izlenerek nokta atışıyla vurulması tekniğine aşina olduğu ilerleyen günlerde çeşitli beyanlarla ortaya çıkacaktı. II. Körfez Savaşı öncesinde eski bakanlardan Vehbi Dinçerler, “Ruslar, Çeçen lideri Dudayev’i vurdukları gibi Saddam’ı da ABD isterse binlerce insanın kanı dökülmeden bu işi çözebilir” diyecekti. Benzer teklif, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun tarafından Abdullah Öcalan için de yapılmış ancak nedense bir bir türlü başarılı olamamıştı.
Öcalan’a yönelik 6 Mayıs 1996’da Atasagun liderliğinde Şam’da bir operasyon girişimi düzenlendi. O esnada telefonla görüşmekte olan Öcalan bomba yüklü minibüsün konutuna uzak ve yanlış bir açıda park edilmesi nedeniyle yara almadan kurtuldu. Telefon konuşmasını MİT’in Yenimahalle’deki merkezinden dinleyen istihbaratçılar patlamadan sonra telefon konuşmasının kesilmesi üzerine bir sevinç yumağı oluşturmuştu. Ancak Öcalan’ın patlamadan hemen sonra telefon görüşmesine kaldığı yerden devam etmesi operasyonun başarısız olduğunu gösterdi ve MİT mensuplarının sevincini kursağında bıraktı. Daha sonra yapılan yorumlarda, Öcalan’ın o esnada kiminle konuşmakta olduğu yönünde ilginç iddialar ortaya atılmıştır. Örneğin Yesil.org sitesinde “Apo bomba patlarken acaba kiminle konuşuyordu? Apo’ya karşı bu kadar merhametli olan bir MİT müsteşarı başka birilerine, mesela çeçen lidere karşı daha farklı hisler besliyor” diye sorulacaktı. O sırada MİT Müsteşarlığı koltuğunda Şenkal Atasagun oturuyordu.

Prenses Diana’yı da dinlediler

NSA’nın, ABD ulusal çıkarları için gerekli görülmesi halinde ‘herşeyi ve herkesi’ dinleyebileceğini ifade eden Madsen, bu çerçevede, birimin telekulaklarının, Prenses Diana ve Rahibe Teresa’yı bile dinlediğini söyleyecekti. Prenses Diana, mayınlara karşı savaş açmasının ABD politikasına ters düştüğü için; Rahibe Teresa ise kürtaj ile ilgili görüşleri ABD’nin hoşuna gitmediği için dinlenmekteydi. Ajan Madsen’e göre, Greenpeace ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar da NSA tarafından sürekli dinleniyordu.
The Sunday Times gazetesi ise bunlara ilave olarka Christian Aid kuruluşu ile Margaret Thatcher’in oğlu Mark Thatcher’ın da uluslararası silah ticaretiyle uğraştığı sırada tüm telefon konuşmalarının dikkatle takibe alındığını ilave edecekti. Hatta Papa 2’nci Jean Paul’ün özel konuşmaları bile kaydedilmişti.
NSA ajanı Madsen, ‘Çakal’ lakaplı terörist Carlos’un da NSA tarafından bulunduğunu söyledi. NSA ajanına göre Carlos, Sudan’da sarhoş iken Şam’daki arkadaşlarıyla konuşuyordu. NSA, Sudan’ın başkenti Hartum’da olduğunu Fransızlar’a bildirdi ve Carlos bir operasyonla yakalandı. Echelon sistemiyle izlenen kişiler arasında, Afrikalı gerilla liderlerinin yanı sıra, Vietnam Savaşı’na karşı çıkan Aktris Jane Fonda ile bebek bakımı uzmanı Dr. Benjamin Spock da bulunuyordu.

Ladin’i yakalamak işlerine gelmiyor

‘The Puzzle Palace’ (Bulmaca sarayı) adlı kitabın yazarı James Bamford ise dinleme sistemlerinin ABD tarafından kullanımıyla ilgili ilginç bir ayrıntıya yer veriyor:
“İstihbaratçılara göre, Bin Ladin uluslararası telefon görüşmelerini ABD’nin dinlediğinden haberdar, ama aldırmıyor. NSA yetkilileri, ziyaretçilerini etkilemek için, ara sıra, Bin Laden’in annesiyle konuşmalarını teypten onlara dinletiyorlar…”
Ancak ne hikmetse, ABD, yerini sürekli izlediği, annesiyle konuşmalarını bile kaydettiği Ladin’i yakalayamıyor. Bu da ABD’nin Ladin’e önümüzdeki dönemdeki politikaları için ihtiyaç duyduğunun tipik bir göstergesi olarak yorumlanabilir mi? Cevabı siz verin!

%d blogcu bunu beğendi: