Pazartesi, Şubat 26

Dijital nezaket çağrısı

İnsanları daha güvenli bir internet için bir araya gelmeye ve dijital nezaket sergilemeye davet eden Microsoft’un, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 23 ülkede yaptırdığı araştırmaya göre Türk internet kullanıcılarının yüzde 72’si çevrimiçi tehditlere maruz kalıyor.

MELİH BAYRAM DEDE

Microsoft, aralarında Türkiye’nin de olduğu 23 ülkede bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen bir araştırmayla çevrimiçi davranışlar ve etkileşimleri ele aldı. Buradan hareketle bireylerin tutum ve algılarının incelendiği Dijital Nezaket Araştırması (Digital Civility Index – DCI) yayınlandı. Araştırma kapsamında yetişkin ve gençlerin farklı çevrimiçi etkileşimler üzerinden nezaket seviyeleri ölçüldü.

TÜRKİYE RİSKLERE AÇIK 16. ÜLKE

Microsoft Dijital Nezaket Araştırması’na göre Türkiye, 2017 yılında 23 ülke arasında risklere en açık 16. ülke konumunda yer aldı. Olumsuz dijital davranışları ölçen araştırmada Türkiye’nin aldığı sonuçların dünya ortalamalarının üzerinde olduğu görülüyor. Türk internet kullanıcılarının yüzde 72’si çevrimiçi tehditlere maruz kalıyor. Microsof’un Dijital Nezaket Araştırması’na göre bu oran geçen yıl yüzde 71 olarak belirlenmişti. Araştırma, 13-17 yaşlarındaki gençler ve 18-74 yaşları arasındaki yetişkinler ile yapılan görüşmelerden alınan sonuçları içeriyor.

KADINLAR DAHA ÇOK MAĞDUR

Bu risklerine en fazla maruz kalan grubun ise 18-34 yaş aralığındaki Y kuşağı olduğu ortaya çıktı. Ayrıca ankete katılan kadınların bu tarz tehditlere erkeklerden daha yüksek oranda maruz kaldığı görüldü. Sonuçlar birkaç başlık altında değerlendiriliyor: İlk başlık saldırganlık olarak öne çıkıyor. Araştırmaya göre nefret söyleminde artış 8 puan, ayrımcılıkta ise 6 puan oldu. Bu iki kategorideki artışla birlikte dolandırıcılık ve sahtekarlıktaki yüzde 23, kadın düşmanlığındaki yüzde 11’lik artış eklendiğinde bu başlıktaki yıllık artış 10 puan olarak gerçekleşti. İkinci başlık ise davranışsal riskler oldu. Bu başlık da trollemedeki 5 puanlık artışın etkisiyle yıllık oranda beş puan yükseldi. Üçüncü başlık ise cinsel içerikli negatif davranışlar oldu.

FAİLLERİN YÜZDE 31’İ YAKINLAR

Türkiye’deki cinsel içerikli çevrimiçi tehditler, beş puanlık bir artışı göstererek yüzde 29’a yükseldi ve küresel ortalamanın yedi puan üstünde gerçekleşti. Son olarak itibar başlığında genel olarak kişisel itibara saldırıda altı puanlık bir artış kaydedildi. Araştırmaya katılanların büyük bir çoğunluğu, çevrimiçi tehditlerin internet sayesinde gizlenebilen kimlikler ile kolaylaştığına inanıyor olsa da, bu riskler yüzde 31 ile genelde aile veya arkadaşlar gibi tanıdık çevrelerdeki kişilerden geliyor.

FAİLİNİ GÖRENLER YÜZDE 47

Dünya ortalaması ise yüzde 36. Katılımcıların yüzde 47’si maruz kaldığı negatif davranışın faili ile gerçek hayatında karşılaştı. Failini görenler arasında, yüzde 79’u faili ile risk oluşmadan önce bir araya geldi. Yüzde 80’i bu karşılaşma ile en azından bir olumsuz sonuçla karşılaştı. Gerçek hayatta faille tanışma da sonuçlara maruz kalmayı etkiledi. Gerçek hayatta failleriyle tanışanlar arasında yüzde 62’si çevrimiçi kişilere güvenini kaybetti.

EN ÇOK Y KUŞAĞI RİSKE MARUZ KALDI

Dijital Nezaket Araştırması’na göre 18-34 aralığındaki Y kuşağının yüzde 36’sı, tüm yaş gruplarında en yüksek çevrimiçi risklerden daha fazla endişe duyan kitle olarak öne çıktı. Katılımcıların yüzde 52’si bir veya daha fazla taciz yaşadığını belirtti. Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Aslı Arbel Külür, Güvenli İnternet Günü’nde, dünyanın dört bir yanındaki insanları ‘dijital nezaketi’ benimsemeye ve çevrimiçi ortamda birbirlerine saygılı davranmaya davet ettiklerini hatırlatarak şöyle konuştu:

“Dijital Nezaket Araştırma’mız 4 temel ilkeye dayanıyor: Başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran, Farklılıklara saygı göster, Cevap vermeden önce düşün ve Haksızlığa uğradığında, harekete geç. Bu çağrımıza kulak verenlerin, dijital nezaketi bir adım öteye taşıyıp, çevreleri ile paylaşmaları, daha iyi, daha güzel ve daha güvenli bir internet dünyasının oluşmasında aktif rol almalarını istiyoruz.”

(15 Şubat 2018 tarihinde Yeni Şafak’ta yayınlanmıştır.)

%d blogcu bunu beğendi: