Pazar, Eylül 24

Çocuktan al haberi…

Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak,  “Çocuktan al haberi…” başlıklı yazısında, Morgan Stanley’in yayınladığı bir raporun Batı medya patronları ve yöneticilerinin başucu kitabı haline geldiğine iaşret ediyor ve o rapordan önemli tespitleri aktarıyor. Kayda geçsin diye buraya alıyorum:

Çocuktan al haberi… / Erdal Şafak

Morgan Stanley bankasının 10 gün kadar önce yayınladığı bir rapor Batı medya patronları ve yöneticilerinin başucu kitabı haline geldi. Sadece onların değil, reklam ajansları, iletişim şirketleri yöneticilerinin de. Ve okudukça hepsinin de uykuları kaçıyor.
Rapor bir çocuk tarafından hazırlandı.
Öyküsü şöyle:
15 yaşındaki Matthew Robson, staj için Morgan Stanley’in Londra bürosuna başvurdu. Kabul edildi. İşe başladığı bölümün şefi ondan “Genç kuşağın medyayla ilişkileri” konusunda bir rapor hazırlamasını istedi.
Matthew kısa bir süre sonra kendisinin ve arkadaşlarının görüşleri, eğilimleri ve tercihlerine dayalı çalışmayı şefine teslim etti. Morgan Stanley yönetimi raporu son derece ilginç buldu ve internet sitesine koydu. Ve de kıyamet koptu!

Huzur kaçıracak tablo

Nasıl kopmasın? Matthew ezberleri bozacak bir tablo çiziyor, hatta medyada yaklaşan bir kıyameti haber veriyor. İşte tıklama ve indirme rekorları kıran raporun satır başları:
Gençler geleneksel medyayla ilgilenmiyor, yeni mecralarla yetiniyor. Ama yeni mecraların da bedava olanlarını tercih ediyor.
Sadece müzik yayını yapan radyoları dinliyor.
Üstelik radyolar da yerlerini hızla herkesin kendi müzik listelerini oluşturabileceği, daha sonra bilgisayarlarda “Streaming” olarak (CD’lere kaydedip saklama imkânı vermiyor) dinleyebileceği “Last.fm” gibi sitelere bırakıyor.
Matthew ve arkadaşları hiç CD satın almadılar, paylaşım sitelerinden kaçak olarak indiriyorlar. “Apple”ın sanal müzik marketi “iTunes”daki şarkıların fiyatını çok pahalı (0,79 sterlin) buluyorlar.
TV izliyorlar ama yalnızca sevdikleri dizileri.
Hepsinin internet erişimi var, “Facebook” favorileri.
“Twitter” mikro blogları onlara çekici gelmiyor. (Çünkü cepten Twitter’e erişime para ödemeleri gerekiyor). SMS göndermeyi yeğliyorlar.
Dörtte üçü oyun konsoluna sahip. (Özellikle Nintendo’nun “Wii”si, Microsoft’un “Xbox 360″ı.) Tabii bu tercihlerinde verilen hizmetin ücretsiz olması başlıca etken.
Sadece ücretsiz alamadıkları hizmetlere para ödemeyi kabul ediyorlar. Örneğin sinemaya.
Ve özellikle bizi ve reklam ajanslarını hayati derecede ilgilendiren iki tespit:
Sadece parasız gazetelere göz atıyorlar. İki nedenden ötürü: 1- Parasız gazeteleri toplu ulaşım araçları duraklarında kolayca elde edebiliyorlar. 2- Bu tür gazetelerde haberler çok kısa.
Reklamlara gelince; hiçbir türü onları ne ilgilendiriyor, ne de etkiliyor.

Büyüyünce değişirler mi?

Matthew Robson’un raporu hiçbir istatistiğe, veriye dayanmıyor; sadece çocukluktan gençliğe geçmekte olan bir kuşağın “Yaşam tarzı”nı yansıtıyor.
Elbette “Ücretsiz hizmetler”i tercihlerinde harçlıkla idare etmek zorunda olmalarının ciddi bir etkisi olsa gerek. Ama yine de özellikle geleneksel medya ve reklam sektörleri yöneticilerinin huzurunu kaçırmaya yeterli veriler içeriyor. Ve o veriler bir dizi soru getiriyor:
Bedavacı gençler, öğrenimlerini tamamlayıp çalışmaya başlayınca paralı iletişim ve haberleşme ürünlerine yönelecekler mi? İş hayatında da, yani para kazanmaya başladıktan sonra da bedavacılıktan vazgeçmezlerse, geleneksel medya, yani gazeteler, dergiler, hatta radyo ve TV kanalları nasıl ayakta kalabilecekler?
Matthews’in raporuna geniş yer veren Batı medyası (“Financial Times”ten “Le Monde”a kadar) haberlerinde bu soruları sıraladıktan sonra ekliyorlar: “Kimsenin bir yanıtı yok…”
Biz kendi hesabımıza rapordan çok etkilendik. Ders de aldık. Ve vakit yitirmeden ev ödevimizi hazırlamaya başladık.

%d blogcu bunu beğendi: