arşiv

‘Kitap Haber’ kategorisi için arşiv

Dünyayı değiştiren adamın öyküsü

Cuma, 13 Eki 2006

Dünyadaki iş modelini değiştiren, Time dergisi tarafından 1991′de yılın adamı seçilen Jeff Bezos’tan söz ediyoruz. Küba göçmeni bir ailenin çocuğu olarak Amerika’ya gelen Bezos, internette hayallarini gerçekleştirdi.

İnternetin yeni yeni geniş halk kitlelere yayılmaya başladığı yıllarda internette kurduğu kitapçı dükkanı Amazon.com’la yeni bir iş modeli oluşturan Jeff Bezos, elektronik ticaretin geleceğinin çerçevesini çizen kişidir. Bezos, Amazon.com alan adını 1 Kasım 1994′te tescil ettirmişti. Oysa biraz geriye dönersek internetteki ilk kitapçının Amazon.com olmadığını görebiliriz. Amazon.com bu alanda en büyük başarıyı gösteren site olduğu için adından söz ettirdi ve liderliğe yükseldi. Bugün karşısında bir çok rakip bulunmasına rağmen yine de Amazon.com internet dünyasında yerini koruyor.

Amazon.com ilk değil

İnternet üzerindeki ilk kitapçı, 25 Ağustos 1991 yılında alan adını tescil ettiren Computer Literacy’dir. (clbooks.com). Amazon.com kadar gelişmiş bir sistem kullanmayan clbooks.com, müşterilerinden siparişleri e-posta ile alıyor, müşteriler kredi kartı numaralarını şirkete imzaladıkları bir faks mesajıyla birlikte gönderiyorlardı. Geçen zaman içinde kullanılan sistemler geliştikçe şirketler arasındaki teknoloji farkı da kalmadı.
Aradaki teknoloji farkını, clbooks.com’un 1991′de, Amazon.com’un ise 1994′te kurulmuş olduğuna bakarsak makul karşılamamız mümkündür. Bir diğer husus ise, clbooks.com’un yöneticileri Don Doernherg ve Rachel Unkefer’ın Amazon.com’un kurucusu Jeff Bezos kadar teknolojiye aşınalığının bulunmamasıdır. Bezos, teknolojik projeler geliştirecek düzeyde bilgisayarlara aşinaydı.

Yeni iş modeline giriş

clbooks.com’un faaliyete geçmesinin ardından bir yıl içinde iki kitapçı daha internette faaliyete geçti. Ohio’da Cleveland merkezli Book Stacks Unlimited, books.com alan adını 9 Ekim 1992′de, Massachusetts’de Cambridge merkezli Wordsworth da wordsworth.com alan adını 23 Aralık 1992′de tescil ettirdi.
Bu üç firma interneti bugünkü kadar gelişmiş imkanlarıyla kullanmasalar da yeni iş modeli üzerinde çalışmaya başlamışlardı. Amazon.com’un kurulduğu 1994′te Bezos’un önünde daha iç açıcı bir tablo vardı. Herşeyden önce, bilgisayarlar ev ve ofislere girmeye başlamış, bu araçları kullanmak artık Amerikalılar için çok sıradan olmuştu. Bu aşamada dönüp Türkiye’ye bakarsak, neden e-ticaretin gelişmediği sorusuna cevap ararken, önümüzdeki en büyük engelin bilgisayarlaşma oranının çok düşük oluşu karşımıza çıkacaktır.

İnternet yüzde 2300 hızlı büyüyordu

1994′te çalıştığı firma için e-ticaret konusunda araştırma yapan Bezos, yüzde 2300 hızla büyüyen internetin gücünün farkındaydı. Hazırladığı raporda internette satılabilecek 20 çeşit ürün listesi çıkaran Bezos, bu listenin en sonuna kitabı yerleştirmişti. Giyimden, müzik CD’lerine kadar çeşitli ürünlerin yer aldığı listede en sonunda kitapta karar kıldı.
Çünkü kitap herkesin bildiği bir üründü ve o dönemde 3 milyonu aşkın çeşit satışa hazırdı. Amerika’da yaygın bir şekilde bulunan kitapçı zincirleri binlerce kitabı bulundurarak okuyucuya büyük bir çeşitlilik sağlıyordu.

Bu kadar çeşit ancak internetteki kitapçıda olur

Bezos, milyonlarca kitabı aynı dükkan içinde bulundurup müşterilere sunabileceği bir iş modelini ancak internette yapabileceğini biliyordu. Fiziki mağazalarda kitap stoku riski bulunmasına karşın internette açılacak bir mağazada böyle bir risk sözkonusu değildi. Müşteri talep ettiği anda kitap, dağıtımcılardan hemen temin edilip aynı gün posta ile alıcıya gönderilebilirdi.
İnternette kitap satmayı öngören projesi hazırdı ama beklemediği bir şey oldu. Patronu David Shaw’a bu fikri kabul ettiremedi. Fakat bu fikri uygulamakta kararlıydı. Büyük bir hızla büyüyen internete kayıtsız kalamazdı hemen istifa etti. İstifa kararı biraz Shaw’ın aklını başına getirir gibi olduysa da Bezos’u kararından geri döndüremedi.

Kapıdan bozma masa

Evinin garajında bir kaç bilgisayar, kapıdan bozma masa gibi kendine özgü araçlar kullanan Bezos, ikna edebildiği arkadaşlarıyla birlikte Amazon’com’un yazılım ve kitap veritabanını geliştirmeye başladı. Bezos, Amazon.com’u geliştirirken daha önce internette faaliyete geçmiş kitapçı dükkanlarından da yararlandı. Hatta bu firmaların sistemlerini test etmek için defalarca kitap siparişi verdi Bezos ve ekibi.

Büyük başarı grafiği

16 Temmuz 1995′te Amazon.com web sitesi resmi açılışını yaptı. “Dünyanın en büyük kitapçısı” sloganıyla yayına başlayan sitenin ana sayfasında “Amazon.com Books’a hoşgeldiniz! Bir milyon kitabı tarayın. Her zaman düşük fiyatların tadını çıkarın” yazılıydı.
Site açıldıktan kısa bir süre sonra siparişler yağmaya başladı. Siparişleri yetiştirmek için yeni ve geniş mekanlarla yeni elemanlara ihtiyaç vardı. Amazon.com büyüdükçe büyüdü ve bir efsane oldu. Hisse senetlerine olan ilgi arttı, yeni ekonomi modelinin ne olduğunu tüm dünyaya gösteren ilk örnekti Amazon.com. Ve kendinden önce kurulan internet kitapçılarının yakalayamadığı bir başarı grafiği elde etti.

Time yılın adamı seçti

1999′da Time dergisi Bezos’u yılın adamı seçti. 35 yaşındaki Bezos, yılın adamı seçilen en genç dördüncü kişiydi. Önünde sadece 1927′de seçilen 27 yaşındaki Charles Lindbergh, 1952′de seçilen 26 yaşındaki Kraliçe II. Elizabeth ve 1963′te seçilen 34 yaşındaki Martin Luther King Jr. vardı. Dergi, Jeff’i şöyle tanımlıyordu: “Hiç kuşkusuz, sanal ticaretin kralı… ve geleceğimizin temellerini atmaya yardım eden biri.”

Kaynak: Amazon.com ve Yaratıcısı Jeff Bezos, Robert Spector, Scala Yayıncılık, İstanbul 2001, 265 sayfa.

Melih Bayram Dede, Kitap Haber, Ağustos-Eylül 2003.

Author: Melih Bayram Dede Categories: Kitap Haber Tags:

Herkes internette yayıncı, ya sonrası?

Cuma, 13 Eki 2006

İnternetin getirdiği en büyük yeniliklerden biri herkesin yayıncı olabilmesine imkan tanıması. Kaleme aldığı metni yayınlatacak yer bulamayanlar hemen bir site açarak bu ihtiyaçlarını gideriyor. Herkesin yayın yapma  imkanına sahip olması güzel ama, bir de niteliğe dikkat edilse…

Birçok edebiyat dergisinin ortaya çıkış nedeni veya çıkış hikayesi şöyledir: Birkaç genç, bir şeyler yazmaktadır. Ve yazdıkları bu şeyleri edebiyat dergilerinde yayınlatamamaktadırlar. Çünkü bu dergilerin genelde kendi çevresi veya grubu vardır ve bu grup, dışarıya tamamen kapalıdır. Bu kapalı kutudan içeri sızmayı başaramayan gençlerin yapacağı tek bir şey kalıyor o da kendi dergilerini çıkarmak.

Dilediğini yaz, kimse sana karışmaz

Evet, artık kendi dergilerini çıkaracaklar, kimse onlara karışmayacak; ortaya koydukları şeyleri kimse süzgeçten geçirmeyecek ve diledikleri metni diledikleri sayfada, diledikleri boyutta yayınlayabileceklerdir. Yaşasın özgürlük! Hem belki ileride onlar da kendi çapında bir edebiyat çetesi, grubu, hizbi oluşturabileceklerdir. Ve kendilerinden sonra gelenler de onların duvarlarını aşmayı başaramayacak ve o gençler de ürün yayınlatmak için çevrelerinde dört döneceklerdir.

Kağıt parayla ya web sayfası?

Basılı yayınlarla ilgili yukarıdaki hikaye geçerli olur da elektronik dergiler için olmaz mı? Aynı hikayeyi elektronik dergiler için de anlatmak mümkündür. Evet tahmin ettiğiniz gibi, mali sorunları aşamayan birçok kimse bugün internet yoluyla yayıncılık hedefini yerine getirmektedir. Kağıt, baskı ve dağıtım gibi aşamaların maliyetinin yüksek oluşu, interneti kullanmayı bir çözüm olarak öne çıkarmaktadır.

Ajantaj ve dezavantajlar

Elektronik yayıncılık okuyucunun görüş ve eleştirilerini yayıncıya direkt ulaştırması ve karşılıklı etkileşim sağlaması nedeniyle büyük avantajlar getirmektedir. Bu yöntemle maliyetler düştüğü gibi ürünlerin yayınlanma süresi de kağıda göre daha büyük bir hızla gerçekleştirilmektedir. Bunun yanında, istendiğinde ses ve video özelliği eklenmesi de elektronik yayıncılığın üstün yönlerinden biridir. Bilgisayar donanımı, iletişim altyapısı (internet) bulunmasını zorunlu kılan elektronik yayıncılıkta kağıda oranla okuma güçlüğü oluşu dezavantaj olarak sayılabilir.

Şimdi herkes yayıncı

İnternetin getirdiği en büyük yeniliklerden biri herkesin yayıncı olabilmesine imkan tanımasıdır. Önceleri yazdıklarını basılı dergilere göndererek yayınlatmak isteyenler, ürünlerini yayınlatmayı başarmak için daha dikkatli olmak zorundaydılar. Bugün ise insanlar internetin bir web sitesi kurulup yayıncı olmaya imkan vermesi nedeniyle, yazdığı her metni yayınlama imkanına sahiptir. Belki basılı kültürde de bu yapılıyordu denilebilir ancak, o dönemde basılı bir yayın için en azından bir ekonomik güç gerekliydi. Şimdi neredeyse sıfır maliyetle siteler kurulabiliyor. Bunun sonucu olarak da internette dolaşan metinlerin büyük çoğunluğunun nitelik bakımından basılı kültüre göre daha zayıf olduğunu söylemek mümkündür.

Ciddi bir denetim yok

İnternet yayıncılığının üzerine konuşulacak birden fazla sorunu var. İnternette yayıncılık yapan (konumuz itibariyle elektronik edebiyat dergileri/portal?lerini kastediyoruz) sitelerin bir çoğuna baktığımızda maalesef, metinlerin interaktiflik adı altında bir yayın kurulu ya da editörün denetiminden geçmeden yayınlandığı, editör denetiminden geçiyorsa bile basılı yayınların ciddiyetiyle orantılı bir nitelik elemesinden geçmediğini gözlemlemekteyiz.

İmla kurallarına dikkat edilmiyor

Yayınlanan metinlerin bir bölümünün edebi değerinin olmayışı bir yana, bir çoğunda imla kurallarının gözetilmediği bilinmektedir. Hatta Türkçe karakterler kullanmadan kaleme alınmış metinlerin bile bazı sitelerde kendine yer bulabildiğini görmekteyiz. Türkçe’yi bir yazım dili olarak kullanıyor ve yazılı eserler/ürünler/metinler ortaya koyuyorsak bu dilin kurallarına uygun hareket etmeli “ş” yerine “s”, “ı” yerine “i”, “ğ” yerine “g” yazarak ucube metinler yaratmamalıyız. Bu durum öyle bir salgın halini aldı ki, bazan “ş” yerine “$” yazanlarla bile karşılaşmak mümkün hale geldi.

“Chat” kavramlarıyla yazılan metinler

İnternetteki sohbet odalarında kullanılan ucube kelime ve karakterlerle yazılar kaleme alanlara, sitelerde yer vermek yazılı edebiyat açısıdan son derece olumsuz ve endişe verici bir gelişmedir. Belki sohbet odalarında daha hızlı mesajlaşmak adına kelimeler kısaltılarak kullanılabilir ancak yazılı kültürde, edebiyatta bu tarzın uygulanmasına izin vermek doğru değildir. Hele hele kendine edebiyat sitesi adını veren bazı sayfalarda “chat” diliyle yazılmış metinlerin yayınlanması kabul edilemez.

İşlerini iyi yapan siteler de var

Yukarıdaki değerlendirmemiz internetteki tüm metinler için değildir. Oysa internette bu belirtilen konularda son derece hassas davranan, nitelikli metinler yayınlayan çok sayıda site vardır. www.dergibi.com/link adresinden internetteki çok sayıda nitelikli siteye bağlantı bulabilir ve bu sitelere ulaşabilirsiniz. Özellikle basılı ve elektronik dergilerin siteleri arasında büyük bir istikrarla yayınlarını sürdüren ve artık internetin temel taşlarından olan birçok site bulmak mümkün.

Melih Bayram Dede, Kitap Haber, Haziran-Temmuz 2003.

Author: Melih Bayram Dede Categories: Kitap Haber Tags:

İnternette ‘kurt adam’ olmayın!

Cuma, 13 Eki 2006

Yüzyüze geldiğinizde gayet kibar olan kimselerin, internetteki e-gruplarda saldırgan ve hoşgörüsüz, bir o kadar da klavyesine hakim olamayışlarının kaynağı nedir acaba?

Maalesef insanlar yüzyüze geldiklerinde birbirlerine söyleyemeyecekleri şeyleri, yüzlerce kişinin üye olduğu e-posta gruplarında çok rahat söyleyebilmektedirler.

İnternetle birlikte edindiğimiz bir çok alışkanlıklardan biri de, e-posta gruplarını kullanmamızdır. Dileyen herkesin belli bir ilgi alanıyla ilgili, hiçbir masrafa girmeksizin e-posta grubu açmasına imkan tanıyan pek çok internet servisi var. Kültür sanattan edebiyata, siyasetten ekonomiye, mizahtan karikatüre kadar pek çok alanda açılmış e-posta grupları bugün internetin en aktif topluluklarını oluşturuyorlar. Bir başka deyişle sanal internet cemaatleri oluşmuş durumda. Bu grupların bir bölümü sadece duyurular ve haberler göndermek için kullanıldığı gibi, bir bölümü de çok şiddetli tartışmalara sahne oluyor.

Klavyesi düşük!

Bu tartışmaların dozu bazen (belki de çoğu zaman) internetin getirdiği kimliğini gizleyebilme imkanı sayesinde kaçıyor ve kavgaya dönüşebiliyor. Burada vurgulamamız gereken en temel unsur, insanların birbirlerine karşı internette daha fazla hoşgörüsüz, tahammülsüz ve saygısız davrandığıdır. Maalesef insanlar yüzyüze geldiklerinde birbirlerine söyleyemeyecekleri şeyleri, yüzlerce kişinin üye olduğu e-posta gruplarında çok rahat söyleyebilmektedirler. Yüzyüze geldiğimizde bize karşı gayet kibar davranan kimselerin internetteki e-gruplarda saldırgan ve hoşgörüsüz, bir o kadar da klavyesine hakim olmamalarının nedeni ne olabilir? İnternette insanları kurt adam yapan neden nedir?

Ne olacak bu internetin hali?

Türk halkının tipik özelliğidir. “Ne olacak bu memleketin hali?” tartışmaları yapmaya bayılırız. İstiklal Caddesi’ndeki barlara takılan entellerden, köy kahvesindeki insanlara kadar hemen herkesin her konuda mutlaka bir fikri vardır. Memleketi kurtarmanın formülüna sahiptir herkes. Ama sihirli formülünü geniş kitlelere ulaştıramaz. Olsa olsa kahvehanedeki veya çalıştığı işyerindeki arkadaşlarına anlatabilir fikirlerini. İşte, fikirlerini anlatmaya, yaymaya hasret kişiler için internet, özellikle de e-gruplar imdada yetişmiştir. Kitle hazır, hem de yazdığınıza hemen cevap veren, tepki gösteren aktif ve agresif bir kitle!

Akşama kadar okusanız bitmez

Bugün üye olduğumuz e-gruplardan gelen mesajların hepsini açıp okumayı bırakın, içinde ne yazıyor diye şöyle bir bakmaya niyet etseniz akşama kadar ancak bitirebilirsiniz. Günlük mesainizi sadece gruplardan gelen e-postaları kontrol etmekle bitirmeniz işten bile değil. Bir çok gruba aynı anda üye olan ve sayfalarca mesaj yazıp birbirlerine laf yetiştirmeye çalışan insanları anlamak mümkün değil. İnsanlar, buldukları bu özgürlük ortamında, memleket meselelerinden başlayarak bir çok alanda uzun uzun e-postalar yazarak kendilerini tatmin ediyorlar. Ancak olumsuz örnekleri bir yana bırakırsak e-posta gruplarının işlevsel kullanıldığında çeşitli konularda çok yararlı sonuçlar doğuran konuşmalara sahne olduğunu söyleyebiliriz.

E-GRUPLARI NASIL KULLANMALIYIZ

  • Takma adlarla e-posta gruplarında yazışmalara izin verilmemelidir. Çünkü isimlerini gizleyerek, ‘nick’ tabir ettiğimiz takma isimlerin arkasına gizlenen kişiler, adlarını gizleme ihtiyacı duymayan bir çok kişinin hakkını gasbederek akla hayale gelmeyecek şiddetli bir üslup kullanabilmekte işi hakeretlere hatta küfürleşmelere kadar götürebilmektedir. Burada, sözkonusu grupların yöneticileri üzerlerine düşenleri yapmalıdır.
  • Hiç kimse talep etmediği halde bir e-posta grubuna üye yapılmamalıdır. Özellikle yeni açılan e-posta gruplarının, basın mensupları, akademisyenler gibi kimseleri fikirlerini bile sormadan üye yaptıklarını görüyoruz. Hiç kimse istemediği halde her gün onlarca hatta yüzlerce mesajı almak zorunda bırakılmamalıdır. Eğer bir kişi üye yapılmak isteniyorsa davet edilerek rızası alınarak üye yapılmalıdır. Gruba gelen her mesajın altında üyelikten ayrılmak isteyenlere yol gösterir nitelikte bilgiler yer almalıdır.
  • Geniş bir üye kitlesi bulunan ve çok sayıda mesajın gönderildiği e-posta gruplarında mutlaka, moderatörlük sistemi uygulanmalı, mesajlar moderatörlerin incelemesinden sonra gruptaki üyelere dağıtılmalıdır. Bu yöntem, üyelerin posta kutularının onlarca mesajla dolmasını engelleyecek ve sadece yararlı olan mesajların üyelere dağıtılmasına imkan sağlayacaktır.
  • E-posta gruplarında moderatörlük sistemi uygulanması sansür gibi algılanmamalıdır. Bu yöntemle, sadece yararlı bilgilerin dolaşımına izin verilmekle kalınmaz, zaman zaman hakarete varan tartışmaların da önüne geçilebilir ve insanların rencide olması engellenebilir. Moderatörlüğün bir işlevi de e-gruplar içinde ikili ’sohbet’ten yararlı tartışmalara doğru üyeleri yönlendirmek olmalıdır.
  • E-Gruplarla ilgili http://groups.yahoo.com/ adresine bakabilirsiniz. Dünyanın en çok kullanılan e-grup sistemi olan Yahoo?da, belli kategoriler altında ilgi alanınıza uygun gruplar bulabilir ve üye olabilirsiniz. Üye olduğunuz grupları tek merkezden kontrol etmek için Yahoo Groups’a üye olmanızı tavsiye ediyoruz.

Melih Bayram Dede, Kitap Haber, Nisan-Mayıs 2003.

Hayatımızdaki yeni olgu: Elektronik yayıncılık

Cuma, 13 Eki 2006

Yayıncılıkta son yıllarda hayatımıza giren yeni bir mecra var. Hemen herkesin bildiği bu yeni mecranın adı internet. Bir diğer deyişle “elektronik yayıncılık”. Bir çoğumuz artık, basılı yayınların yanında internet üzerindeki elektronik yayınları da takip ediyoruz. İnternette gazetelerimizi okuyor, takip ettiğimiz, ilgi alanımıza giren “tematik” siteleri ziyaret ediyor, araştırmalarımızın büyük çoğunu, kütüphaneler yerine internetteki arama motorlarından yapıyoruz.

İnternetteki belge sayısı artıyor

Elektronik yayıncılığı, en yalın anlatımla “belgelerin elektronik ortamlar ya da ağlar aracılığıyla dağıtımı, arşivlenmesi ve bu belgelere erişilmesi” olarak tanımlayabiliriz. Tüm önyargı ve endişelere karşın elektronik yayıncılık büyük bir ilerleme katediyor. Bir örnek vermek gerekirse, matbaanın icadından bu yana 150 milyon kitap basılmışken internet ortamındaki belge sayısı 1997 yılındaki verilere göre 100 milyonu geçmiş durumda. Bu rakamın önümüzdeki 10 yılda ise 800 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Böylesine büyük bir bilgi denizinden uzak kalamayız.

Kağıdın ömrü çok uzun

Elektronik yayıncılık sözkonusu olduğu zaman, ilk akla gelen, kağıdın yerine bu yeni mecranın geçip geçmeyeceği sorusu oluyor. Öncelikle şunu söylemek gerek: Elektronik yayınlar ile basılı yayınlar uzun süre birlikte sürdürecek yolculuğunu. Sadece internet üzerinde çıkan yayınlar olduğu gibi, hem internet üzerinde hem de basılı olarak “paralel” çıkan yayınlar da olacak.

TV radyoyu bitiremedi

Televizyon icad olduğunda, radyonun yerini alacağı sanılıyordu. Gelinen noktada hem televizyonun, hem de radyonun iki ayrı iletişim enstrümanı olarak varlığını devam ettirdiğini görüyoruz. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi, kağıdı hayatımızdan silip atmak uzun süre mümkün olmayacak. Bunun yerine elektronik yayıncılığın, basılı yayıncılığa (buna fiziksel yayıncılık da deniliyor) yeni açılımlar getireceği öngörülebilir. Örneğin bir dergi veya yayınevi, hizmetlerini yürütürken, internetin imkanlarını kullanarak daha geniş kitlelere, daha hızlı bir şekilde ulaşmayı başarabilir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Web sayfasının ömrü 44 gün mü?

İnternet yayıncılığının çeşitli sorunları var. Ancak biz bu yazımızı, arşivleme sorununa değinerek noktalayalım. Yapılan tahminlere göre bugün internette bir bağlantının (link) ortalama ömrü 44 gündür. Bir başka deyişle, bugün bir adreste bulunabilen bir elektronik dökümana 44 gün sonra erişilemeyebilir. Bu varsayım, günümüzde pek geçerli gözükmüyor. Ciddi siteler için bu durumun sözkonusu olacağı iddiası pek gerçekçi değildir. İşini ciddiye alan bir elektronik yayın, arşivlemenin de bu işin bir parçası olduğunun bilincindedir.

İçeriğin ömürboyu arşivlenmesi çok zor

İnternette okuğumuz bir elektronik dökümana, birkaç ay sonra ulaşamama sorunu, ciddi bir arşivlemeye ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Bunun için de internet yayıncılarına büyük bir görev düşüyor. Bir çok güncel sitede içerik büyük bir yer tuttuğundan arşivlenmezken, özellikle periyodik yayınlarda arşivleme yapıldığı gözleniyor. Fakat bu arşivlerin ömrü de, web barındırma hizmetinin sürekliliğiyle sınırlı. Bir elektronik yayının, yayın hayatını sürdürdüğü sürece arşivi de erişilebilir durumdadır. Fakat, günün birinde sözkonusu yayın, hayatını noktaladığında, web barındırma hizmeti ömürboyu sürmeyecektir. Haliyle, bir elektronik yayını çıkaranlar, nokta koydukları bir yayının web alanı kirasını ömürboyu ödeyemeyecektir.
Elektronik yayıncılık üzerine konuşmaya ve yazmaya önümüzdeki sayılarda da devam edeceğiz.

Melih Bayram Dede, Kitap Kaber, Şubat-Mart 2003.

Author: Melih Bayram Dede Categories: Kitap Haber Tags:
Improve the web with Nofollow Reciprocity.