Cuma, Eylül 22

Bizde adet böyledir güzeli ağlatırlar

Avrupa’nın Amerikan teknoloji şirketlerine karşı başlattığı mücadeleye Microsoft’tan sonra Google da katıldı. Google, Avrupa’da açılan dava ve soruşturmalarla önümüzdeki dönemde çok konuşulacak.

Günümüzde teknolojinin öncülüğünü Amerikan şirketleri yapıyor. Dünyanın en büyük arama motoru Google da Amerikalı, en büyük işletim sistemi geliştiricisi Microsoft da, en popüler mobil iletişim cihazı iPhone’un mucidi Apple da. Bu tablodan da anlaşılacağı gibi, Amerikan şirketleri teknolojik gelişmelerin motoru durumundayken, Avrupa maalesef beklenen gelişmeyi sağlayamıyor.
Hal böyle olunca hem Avrupa hem de dünyada hakim olarak Amerikan yazılım ve donanımları kullanılıyor. Tüm kamu ve özel kurumlarda, Amerikalıların geliştirdiği ve içinde ne olduğunu, ne işe yaradığını tam olarak bildiğimiz çözümleri, parayı bastırıp alıyor, içinde ne olduğunu, ne işler döndüğünü o kadar da sorgulamıyoruz.

AVRUPA’DA BÜYÜK DİRENÇ VAR

Avrupa’ya dönüp baktığımızda, Amerikan endeksli teknoloji pazarına bir direnç olduğunu gözlemliyoruz. Her ne kadar, nedenleri farklı gibi gözükse de, Amerika şirketlerine yönelik açılan davaların nedeninin altında yukarıda saydığım kaygılar yatıyor.

Hatırlayacaksınız, Microsoft’a karşı açılan tekel davaları, Avrupa’da bu şirketi oldukça güç duruma düşürmüş, büyük para cezaları ve ürünlerinde bazı değişiklikler yapma zorunlulukları getirmişti. Windows’un içinde Media Player’ın dahili olarak gelmesinden başlayan antitröst davaları, yazılım devi Microsoft’un başını iyice ağrıtmış, bazı ülkelerde Microsoft işletim sistemi ve yazılımlarının kamu kuruluşlarında kullanılmaması yönünde tedbirler alınmıştı.

GOOGLE BÜYÜK BİRADER Mİ?

Günümüze gelindiğinde ise, Amerikalı teknoloji devi ve dünyanın en büyük arama motoru Google’ın tüm alanları kuşatması, adeta her şeyin bilgisine vakıf, her şeyi izleyen bir ‘Big Brother’ (Büyük Birader) gibi algılanmaya ve bazı gizlilik politikaları nedeniyle eleştirilerin hedefi olmaya başlaması sonrasında, yine ilk organize tepkinin Avrupa cephesinden geldiğini görüyoruz. Önce İtalya’da down sendromlu bir çocuğun görüntüsünün Google Video servisine yüklenmesine izin verdikleri gerekçesiyle, İtalya’da 3 Google çalışanına 6’şar ay hapis cezası verildi, ardından da AB konu hakkında inceleme başlattı. Geçtiğimiz hafta, Avrupa Komisyonu tarafından Google hakkında başlatılan inceleme, şirketi çetin bir hukuk mücadelesinin beklediğinin göstergesi.

SOKAK GÖRÜNTÜLERİNE GİZLİLİK İHLALİ SUÇLAMASI

Google’a İtalya’dan sonra ikinci cephe de Almanya’da açıldı. Microsoft’a açılan davaların odak noktası olan Almanya’da bu kez, Google’ın sokakları görüntüleme servisi olan Street View uygulaması hakkında Tüketiciyi Koruma Bakanı Ilse Aigner’den eleştiri geldi, ardından Almanya Başbakanı Angela Merkel, ‘internetin kanunsuz bir ortam olarak algılanamayacağı’ uyarısını yaptı. Google’a açılan savaş bu kadarla da kalmadı. AB şirkete bir de rekabeti ihlal davası açtı. Davanın nedeni, Microsoft’un Alman iştiraki Ciao.de, İngiliz Foundem.com ve Fransa merkezli Ejustice.fr tarafından yapılan başvurulardı. Microsoft, rekabet edemediği Google’ı kendisine de ceza veren AB’ye şikayet etmişti.

CEZAİ YAPTIRIMLAR GÜNDEMDE

Almanya’nın Sesi’nde yer alan bilgilere göre, Bu süreçte önce Google’dan gelecek cevap beklenecek. Ardından şirkete soruşturma açılıp açılmamasına karar verilecek. Şimdi Google, rakip arama motorları tarafından, arama sonuçlarından geri sıralara itilmekle itham ediliyor ve online reklam piyasasında da haksız rekabetle suçlanıyor. Eğer Google’a soruşturma açılması yönünde karar çıkarsa, para cezası ve yaptırımlarla uygulanması gündeme gelebilecek.

POSTA ŞİRKETİNE AÇILAN DAVA GİBİ

Google’ın baş hukuk müşaviri David Drummond, Avrupa’dan şirketine açılan savaşa karşı oldukça tepkili. Çünkü her gün çok sayıda video yükleniyor ve bu videoların tek tek izlenip onaylanması mümkün değil. Sadece ziyaretçilerden gelen geri dönüşlerle sakıncalı bulunan içerikler yayından çıkarılabiliyor. Drummond, ‘Bu olayla, görüntülenmesiyle ya da Google Video’ya yüklenmesiyle hiçbir ilgisi olmayan ben ve meslektaşlarım, sadece şirketteki konumumuz nedeniyle bu cezaya çarptırılabiliyorsak, herhangi bir paylaşım sitesindeki herhangi bir çalışan da benzer bir cezaya çarptırılabilir’ diye konuşuyor. İngiliz uzman Richard Thomas ise, kararı ‘saçma’ olarak nitelendiriyor ve bunun, hakaret içeren bir mektup nedeniyle posta idaresini dava etmeye benzediğini savunuyor.

%d blogcu bunu beğendi: