Cumartesi, Eylül 23

Biz ayrı dünyaların insanıyız!

Fakir oğlan, zengin kıza ümitsiz aşkından duyduğu acıyı böyle haykırır: ‘Biz ayrı dünyaların insanıyız!’. ‘Sayısal uçurum’ kavramı da aynı şekilde ayrı dünyaların dramını anlatıyor. Bu kez dünyaları ‘ayrı’ olan, fakir oğlan-zengin kız değil de, teknolojinin nimetlerinden yararlanabilen ve yararlanamayan.

Türk filmlerinin klasik repliğidir. Fakir oğlan, zengin kıza ümitsiz aşkından duyduğu acıyı böyle haykırır: ‘Biz ayrı dünyaların insanıyız!’. ‘Sayısal uçurum’ kavramı da aynı şekilde ayrı dünyaların dramını anlatıyor. Bu kez dünyaları ‘ayrı’ olan, fakir oğlan-zengin kız değil de, teknolojinin nimetlerinden yararlanabilen ve yararlanamayan.
Sözünü ettiğimiz olguya ‘sayısal uçurum’ (Digital Divide) deniliyor. Bu konuda yapılmış bir çok araştırma ve geliştirilmiş proje mevcut. Örneğin Birleşmiş Milletler, ‘sayısal uçurum’un önlenmesi için çalışmalar yürütüyor. ‘Sayısal uçurum’un azaltılması, OECD ülkelerinin genel politikaları arasında.
‘Sayısal uçurum’un önlenmesi ve teknolojinin toplumun her kesiminde eşit olarak kullanılması için asgari şartların sağlanması için çalışmalar yapılıyor. Burada gelişmiş ülkeler arasındaki ‘sayısal uçurum’ kadar aynı ülkedeki toplumun farklı gelir grubunda yer alan kesimleri arasındaki eşitsizliğin de giderilmesi amaçlanıyor.
‘Sayısal uçurum’un ölçülmesinde, haberleşme altyapılarına ilave olarak kullanılan en önemli göstergeler, bilgisayar sayısı (TV, mobil telefonlar ve diğer teknolojiler üzerinden sağlanabilen alternatif erişim yöntemleri) ve internet erişimi miktarıdır. Ev kullanıcıları açısından ‘sayısal uçurum’da en önemli iki kriter, gelir ve eğitim seviyeleri olup, diğer kriterler arasında hane halkı büyüklüğü, yaş, cinsiyet, ırk, lisan ve konum gibi temel öğeler yer alıyor.
Çeşitli ülkelerde, ‘sayısal uçurum’un önlenmesi için ucuz bilgisayar kredileri verilerek, toplumun her kesiminin bilgisayar ve internet erişimine sahip olması için kampanyalar ve teknolojiye aşinalıkları artırmak için bilgi ve becerileri için kursları düzenleniyor. Sadece bununla da yetinilmiyor; kütüphane, postane, işyerleri ve okullar gibi yerlerde internet kullanma olanağı sunulması yönünde de çalışmalar var. Bu arada Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenleri, düşük krediyle dizüstü bilgisayar sahibi yapma çabası ile kalitesi zaman zaman tartışılsa da giderek yaygınlaşan ve fiyatı düşen ADSL internet erişim çabalarını da olumlu çalışmalar olarak saymak gerekir.

Türkiye’de durum iç açıcı değil

Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Rahmi Aktepe’nin 28 Mayıs 2004 tarihinde Girne’de düzenlenen ‘Kamu Bilişim Platformu’ toplantısının açılışında verdiği rakamlara göre, ülkemizde durumun hiç de iç açıcı olmadığını göstermektedir. İstatistiklere bakıldığında Türkiye’de internet kullanım oranı yüzde 6 iken, ABD’de yüzde 58, Fransa’da yüzde 37, Yunanistan’da ise yüzde 18’dir. Benzer şekilde vatandaşların e-Devlet hizmetlerinden yararlanma oranı, Türkiye’de yüzde 3, Hindistan’da yüzde 22, Norveç’te yüzde 53, ve Kanada’da yüzde 46’dır.

E-Ticaret yaygın değil

İnternet hizmetlerinden yararlanmanın bir başka ayağı da, ticarette teknoloji kullanımının yaygınlaşmasıdır. Elektronik ticaretin (e-ticaret) yaygınlaşma oranında da Türkiye istenilen noktada değildir. Yeni ekonominin can damarı olarak gösterilen ‘Küçük ve Orta Boy İşletmeler’in (KOBİ), sadece yüzde 22’si bilgisayar kullanmakta ve bunların da  yüzde 47’sinde ise internet erişimi bulunmamaktadır.

Acil önlemler alınmalı

Rakamlar da açıkça ortaya koyuyor ki, Türkiye’de sayısal uçurumun kapanması (en azından azaltılması) için acil önlemler alınması gerekmektedir. Burada devlete de büyük görevler düşmektedir. Devlet-vatandaş arasındaki hizmetlerin internet ortamından sağlanması ve bu hizmetlerin yaygınlık kazanması elzemdir. Şu ana kadar İnternet Vergi Dairesi, SSK Portalı, E-Bildirge Projesi gibi güzel örnekler hayata geçirilmiştir. Ancak, bunlar yeterli değildir. Özellikle eğitim sisteminde, hizmetlerin internet üzerinden verilmesi için projeler geliştirilmelidir. İnternet üzerinden eğitim veren birkaç fakülte de açılmıştır. İnternetten eğitimde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nin örnek çalışmaları vardır. Derslerin etkileşimli bir şekilde sunulması için özel sayfalar hazırlanmış, ders kitapları PDF formatında öğrencilerin bilgisayarlarına indireceği şekilde hazırlanmış ve televizyondaki derslerin de video formatında internetten izlenebilmesi ya da öğrencilerin dilediği zaman bilgisayarlarında izleyebilmesi için indirilebilmesine olanak sağlanmıştır. Halen özel eğitim kurumları tarafından hayata geçirilmiş başarılı projeler de vardır. Velilerin çocuklarının devamlılığı, ders notları gibi bilgileri diledikleri zaman okulun internet sitesinden takibi mümkün olabilmektedir. Hatta, SMS ile veliler bilgilendirilebilmektedir.

Elektriksiz köye bilgisayar!

Milli Eğitim Bakanlığı, Temel Eğitimi Destekleme Projesi çerçevesinde Dünya Bankası desteğiyle bazı okullara bilgisayar göndermekte, bu konuda çaba sarf etmektedir. Ancak Türkiye’nin özel durumu bazen ilginç olayların yaşanmasına da sahne olmaktadır. Örneğin, 2003 yılında Bakanlık, Afyon’un İhsaniye ilçesine bağlı Eskieymir köyündeki ilköğretim okuluna bir adet bilgisayar göndermiştir. Ancak okulda elektrik olmadığı hesaba katılmadığı ya da bilinmediği için ortaya ilginç bir durum çıkmıştı. Elektriği olmayan okula bilgisayar gönderilmesi, başka bir deyişle elektrikten önce bilgisayar gelmesi, Türkiye’ye özgü bir manzara. Okuldaki bilgisayarın çalıştırılması için, okul yöneticileri hemen bir çözüm bulmakta gecikmedi. Lojmandan kaçak elektrik çekilerek Türkiye’ye özgü bir çözüm getirildi. Köye daha sonra bilgisayarın hatırına elektrik bağlandı.

Dünyanın yarısı telefonsuz

Diğer yandan genele bakarsak, ‘Sayısal uçurum’un önlenmesine ilişkin çabaların, Türkiye’de olmasa da dünyada yavaş yavaş meyvesini vermeye başladığını görmekteyiz. Dünya Bankası’nın bu yıl açıkladığı bir araştırmaya göre toplumun katmanları arasındaki ‘sayısal uçurum’ giderek kapanmaktadır. Raporda, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen çalışmaların bu gelişmede büyük rol oynadığı belirtiliyor ve açığın hızla kapandığı görüşüne yer veriliyor. Halen dünya nüfusunun yarısı sabit telefon kullanıyor. Bunun anlamı diğer yarısının, ‘sayısal uçurum’un ‘dibinde’ olduğu olarak da yorumlanabilir! Dünya nüfusunun ise yüzde 77’si cep telefonu kullanıyor. Dünya Bankası Zirvesi’nde alınan bir kararla 2015 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının telefonla konuşur hale getirilmesi hedeflenmişti. Raporda bilişim şirketlerinin gelişmekte olan ülkelerde kazandıkları ihalelerden yüzde 1’lik payı o ülkelerdeki teknolojiyi yaygınlaştıran kuruluşlara aktarması öneriliyor.

ABD?de okulların yüzde 99’unda internet var

Teknoloji kullanımında gelişmiş ülkelerin ne düzeyde olduğuna bakarsak, ‘süper güç’ ABD’de yapılan bir araştırmanın sonuçları bize bir fikir verecektir. ABD Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, kırsal veya kentsel farkı olmadan ABD’deki ilk ve orta dereceli okulların yüzde 99’unda internet erişimi bulunduğu sonucu çıktı. Bu sayı 1994’te yüzde 35 dolaylarındaydı. ABD’de halen okullarda her 5 çocuk başına 1 bilgisayar düşüyor. Her 4 anaokulu çağındaki çocuktan biri düzenli internet kullanıcısı. 10 yaşındaki çocukların yüzde 60’ı internet kullanıcısı, 16 yaşına gelindiğinde ise bu oran yüzde 80’i aşıyor.

Siyahlar uçurumun dibinde

ABD’de yeni internet kuşağıyla birlikte, kızlarla erkekler arasındaki bilgisayar kullanımındaki geleneksel fark ise tamamıyla kapanmış gözüküyor. İnternet kullanımındaki tek fark ırklar arası. Beyaz çocukların yüzde 80’i internet erişimine sahipken, siyahlarda bu oran yüzde 40’larda, Latin göçmenlerinde ise yüzde 30?larda kalıyor. Özetle, siyahlar sayısal ‘sayısal uçurum’un dibinde bocalıyor!
Küçük çocuklarda internetin bu derece yaygın kullanımının en önemli nedeni olarak, ebeveynlerin de interneti sıkça kullanmaları gösteriliyor. Özellikle genç anne ve babaların çocuklarının interneti daha fazla kullandığı gözleniyor. Bu durum, ailesinde internetin kullanıldığını gören küçük çocukların teknolojiye daha çabuk ısındığı şeklinde yorumlanıyor. Çocuklar interneti genelde okul ödevlerini yapmak, e-posta iletişimi, anında mesaj ve çevrimiçi oyunlar oynamak için tercih ediyorlar. Darısı bizim çocukların başına!

(Bu yazı Eğitimbilim dergisinin Nisan 2005 sayısında yayınlanmıştır.)

%d blogcu bunu beğendi: