Cuma, Haziran 23

Bireylere TIA ile ‘tam gözetim’

TIA programını yürüten Information Awareness Office’in logosunda Latince ‘scientia est potentia’ (bilim iktidardır) şiarı ve Mason piramidinin ortasındaki yerküreyi simgeleyen logo bulunuyor. Piramidin üzerindeki her şeyi gören göz, TIA’nın amacıyla örtüşüyor.

Amerikan Savunma Bakanlığı (Pentagon), milyarlarca işlemi birleştirebilen özel bir bilgisayar programını terör gruplarını izleyebilmek için geliştirdi. ‘Total Information Awareness – TIA’ (Tam Gözetim Programı) adı verilen yazılımla toplanan kişisel verilerin desenleri analiz edilerek kişilere ulaşılması mümkün olabilecekti. Bu program, ABD vatandaşlarının güç içinde yaptığı bütün alışverişler, telefon konuşmaları, uçak biletleri, hastane kayıtları, kısacası bir ABD vatandaşının gün içinde toplumsal hayatta bıraktığı ne kadar iz varsa bunların merkezi olarak bir veritabanında toplanıp, bu veritabanı üzerinden terör önleme çalışmaları yapılmasını öngörüyordu.
Bu bir kişiyle ilgili verilere ulaşmaktan çok farklı bir yaklaşım. Belli davranış desenleri üzerinden gidilerek suçlulara veya teröristlere ulaşılması planlanıyordu.
Programın başına Bush yönetimi tarafından Ronald Reagan’ın ulusal güvenlik danışmanı emekli amiral John Poindexter getirildi. Poindexter, 1985-86 yıllarında İran-Kontra diye bilinen ve Nikaragua’daki Sandinistalara karşı Kontraları finanse ve organize ettiği ortaya çıkan CIA sorumlusu. Şimdiki görevim ise, ABD’de yaşayan tüm nüfusun, telefon faturalarından banka kartlarına, ehliyetinden sosyal sigorta dosyasına verdiği tüm bilgileri karşılaştırarak, ‘çelişkileri’ bulmakla yükümlü devasa bir elektronik denetim sistemi kurmak. Amaç, ABD’de ‘Big Brother’ın gözetimi dışında kimse bırakmamak.
TIA projesi gündeme gelir gelmez, özgürlük mücadelesi veren örgütlerin eleştiri oklarına hedef oldu. Programın, insanların özel yaşamlarına, mahremiyetlerine gireceğini, bunun da büyük sakıncalar doğurabileceğine işaret eden insan hakları ve özgürlik savunucuları, sistemin birçok masum insanı zan altında bırakabileceği uyarısında bulunuyordu.
TIA projesini yürüten Total Information Office?in logosu çok ilginçti. Bir dolarlık banknotunda arkasında yeralan meşhur masonik piramit ve üzerindeki herşeyi gören göz dünyayı tarıyordu. Logoda Latince ‘scientia est potentia’ (bilim iktidardır) şiarı dikkat çekici.

Bilgi avcısı av oldu

Projenin basında yer almasının ardından insan hak ve özgürlüklerini savunan Amerikan dernekleri, Poindexter’le mücadele başlattı. ABD’yi Biri Bizi Gözetliyor Evi’ne çevirecek bilgisayar programının fikir babası olan Poindexter’in bu projesine çok kızan bir gazeteci, onunla ilgili tüm özel detayları köşesinde yazdı. Eski CIA elemanı amiralin e-posta adresini, evinin uydu fotoğrafı ve adresini, özel telefon numaralarını internette yayımlayarak, kurmakla görevlendirildiği sistemi önce aşçısına tattırdı. Hatta yine internette bir forum düzenleyip, amiralin dakika dakika tüm etkinliklerini izleyip yayımladılar.
Terörle mücadele için her yolun mübah olduğunu belirten Poindexter, insanların özel yaşamlarına ciddi bir müdahale olarak algılanan bu bilgisayar programını şiddetle savunuyor ve özel hayatın bu uğurda incelenebileceğini söylüyordu.
San Fransisco Weekly’de çalışan gazeteci Matt Smith, TIA aracılığıyla Amerikan halkının telefon, internet ve faks bilgilerini kolayca elde etmeyi planlayan, kredi kartı ekstrelerini bile onlardan önce görmeyi amaçlayan Poindexter’e o kadar çok kızdı ki, köşe yazısında onunla ilgili tüm detaylı bilgileri okuyucusuna duyurdu. Bu bilgiler 124 internet sitesi üzerinden de tüm dünyanın gözleri önüne serildi.
Özel hayatın kutsallığının çiğnenecek olmasından dolayı bu projeye çok kızan Smith, köşesinde Amiral Poindexter’ın ev telefonunu, evinin fotoğrafını ve diğer pek çok kişisel bilgisini sıraladı. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan köşesinde, ‘John’u aradım ve (301) 424-66-13 nolu telefona eşi Linda çıktı. Eşi John’un 10 Barrington Fare, Rockville Maryland’daki evlerinde olmadığını söyledi’ şeklinde başlayan ve devamında Amiral’in evinin 269.700 dolar olduğunu belirten Smith, bu sayede Amiral’e, projesinin sonuçlarını da göstermiş oldu. Smith köşesinde, Poindexter’ın evinin uydudan çekilmiş fotoğraflarını da kullanmayı ihmal etmedi.
Poindexter’in başkanlığını yaptığı TIA, büyük veri bankaları oluşturmak ve yabancı dillerdeki bilgileri bularak sese dönüştürebilecek, büyük metinlerin satır aralarındaki bilgileri süzüp çıkarabilecek bilgisayarlar geliştirmek için çalışıyor.

TIA ile ilgili bilgiler kayıp

Tepkiler hız kazandıktan sonra Poindexter’in Pentagone web sitesindeki özgeçmişiyle birlikte ‘Total Information Awareness’ sistemine ait pek çok veri, kayıplara karıştı. Programı tanıtan sitenin ortasındaki Latince ‘scientia est potentia’ (bilim iktidardır) şiarı ve Mason piramidinin ortasındaki yerküreyi simgeleyen logosu bile silindi. Ancak Big Brother’ın gözaltısı yayılarak devam ediyor. Halen tüm internet ağı şirketlerine, kullanıcıların bağlantı kod ve şifrelerini merkezi bir denetim sistemine bildirmek yükümlülüğünü getiren yasa hazırlanmıştı. 2003 yılında kamuya açıklanarak yürürlüğe girecekti.

TIA nasıl çalışacaktı?

TIA ile amaç eldeki tüm bilgi kaynaklarını kullanarak insan davranış biçimlerinin analizi, modelleme vs. kullanılarak üretilecek kompleks programlar yardımıyla insanların yapacaklarını önceden tespit etmekti. Örneğin, bir kütüphaneye gittiniz. Kimya konusunda bir kitap ödünç aldınız ve de adınız yabancı gibi görünüyor. Bir yerlerde bir program sizin kimya ile ne gibi bir ilginiz olabileceğini veritabanında kontrol eder. Çalıştığınız işyerlerini, kimya ile ilgili bir eğitim alıp almadığınızı araştırır. İkamet adresinizin bölgesinde ilgili bir fabrika veya zehirlemeyi düşünebileceğiniz(!) bir besin üretim tesisi var mıdır? Kritik yerlerde çalışan yakınınız var mıdır? Bunun gibi bir çok ihtimal değerlendirilir. Artık adınızın yanına bir soru işaret konulmuştur. Bundan sonraki davranışlarınız özel olarak izlenir. Finansal hareketleriniz gözlenir. Belli bir modele yeterli uygunluk sağlandığında ilgili otoriteler uyarılır ve fiziksel gözlem altına alınırsınız. Suç işlemeye niyetinizin olduğuna dair bir delil bulunamazsa bile adınızın yanındaki o soru işareti kalkmaz.
TIA ile ilgili bir çok alt proje yazılım firmalarına dağıtıldı, çalışmalar başladı. Ancak bu kuruma Amerikan kamuoyu ve politikacılar büyük tepki gösterdi. Tepkileri bertaraf etme ümidiyle işe terörist kelimesini sokarak halkın allerjisini suistimal için ettiler.

Senato’dan Pentagon’a veritabanı çelmesi

Amerikan Senatosu kendi halkının izlenme, fişlenme ve bireysel haklar konusunda taciz edilme korkularını dikkate alarak Pentagon’un dev veritabanı projesine destek vermedi. Senato, Pentagon’un, kapsamını ve sivil haklara etki düzeyini kamuoyuna tam olarak aktarana kadar projeye herhangi bir fon yaratılmayacağını açıkladı. Aslında projenin red nedenlerinden en önemlisi de İran Kontra skandalı nedeniyle Kongre soruşturmasına uğrayan John Poindexter’ın bu projenin başında olmasıydı.
Son aşamada, Amerikan Kongresi de Senato ile aynı doğrultuda davrandı ve kurumun bütçesini onaylamayarak projeyi durdurdu. Bununla birlikte, özellikle 11 Eylül olaylarından sonra mahremiyet ve özel yaşam konusunda ciddi ihlallerin olduğu Amerika’da TIA benzeri bir sistemin gerekliliğini savunan çok kişi var. Bu dikkate alındığında projenin başka bir adla devam ediyor olması hiç de şaşırtıcı olmaz.
Yazar Steinhardt Stanley’e göre proje hiçbir zaman durdurulmadı ve halen faaliyette:
“Echelon sistemi, küresel gözetim metoforunun ulaştığı en uç noktadır. Bunun yanında Amerika Birleşik Devletleri tarafından geliştirilen Carnivore ve Total Information Awereness sistemleri, siber uzaydaki veri dolaşımını izleyerek kişiler hakkında bilgi toplamakta ve bu bilgiler belirli dosyalar halinde tasniflendirilerek kişinin suç işleme potansiyeli olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmaktadır.”

%d blogcu bunu beğendi: