Çarşamba, Eylül 19

Ayça Örer’in sorularına verdiğim cevaplar

Ayça Örer, Gerçek Hayat dergisinin 7-13 Mayıs 2018 tarihli sayısında “AB’nin çocukları WhatsApp’ta çevrimdışı” başlıklı yazısı için benden görüş almıştı. Kayda geçmesi açısından Örer’in bana yönelttiği sorular ve kendisine gönderdiğim cevaplarımı aşağıya alıyorum:

  • Avrupa’da WhatsApp’ın 16 yaşa kadar yasaklanmasını nasıl okuyabiliriz?

AB ülkeleri ve dolayısıyla Avrupa Parlamentosu, vatandaşlarının bilgi güvenliğini önemseyen bir anlayışa sahip. Genelde bu tür adımlar genelde AB ülkelerinden geliyor ve teknoloji şirketleri buna göre kendi politikalarını güncelliyor. AB, Genel Veri Koruma Yönetmeliği çıkardığında dikkat ederseniz bizim de yararlandığımız, Facebook, Twitter, Instagram, WhatsApp gibi sosyal platformlar, Microsoft gibi bugün teknolojide tekel olmuş firmalar hemen kullanıcı sözleşmelerini yenileyip, kullanıcılarına bunları tekrar onaylattılar. Bu AB’nin veri güvenliği konusundaki gücünü gösteriyor. Bunun son örneği de sizin bahsettiğiniz gibi, WhatsApp örneğinde yaşandı. 25 Mayıs’ta yürürlüğe girecek AB Genel Veri Koruma Yönetmeliği gereğince, Avrupa’da yaşayan 16 yaşından küçükler WhatsApp kullanamayacak. Pek çok sosyal platformda yaş sınırı 13. AB bu yaş sınırını 16’ya yükselterek vatandaşlarının daha doğrusu gençliğinin güvenliğini ne kadar önemsediğini göstermiş oldu. AB ülkeleri genellikle ABD şirketlerinin tekelinde olan teknoloji şirketlerine karşı daha fazla hassas. Bu da ABD-AB rekabetinin siyasi arenaya yansıması olarak değerlendirilebilir.

  • WhatsApp, Facebook, Twitter güvenliği son zamanlarda tartışmalı hale geldi, çocukların bu uygulamalara erişimi bir tartışma konusu yapılmalı mı?

Yaş sınırı olası güvenlik risklerini önlemek için önemli. Her ne kadar yaş sınırı genellikle 13 olarak uygulansa da buna pek uyulduğu söylenemez. Sonuçta kullanıcının kaç yaşında olduğunu kontrol edecek bir mekanizma yok. Bugün aileler yeni doğan bebeklerine bile Facebook hesabı açabiliyor. Çünkü üye olurken doldurulan bilgilerde kullanıcının beyanı esas alınıyor. Tüm uyarılara rağmen aileler, çocuklarının fotoğraf ve videolarını, özel bilgilerini sosyal medyada paylaşmaktan vazgeçmiyor. Çocukların güvenliği için hangi uygulamalara eriştiğinin ailelerce denetlenmesi önemli. Ebeveyn yazılımı kullanarak bu sağlanabilir. Aileler çocukları en azından belli bir yaşa gelene kadar onlarla açık bir iletişim kurarak olası riskleri önleyebilir.

  • Bu tür uygulamaların gelecekte ortaya çıkarması muhtemel sorunları nelerdir?

Sosyal medyada sadece metin, fotoğraf ve video paylaşmıyoruz. Konum bilgilerimiz, saat kaçta nerede olduğumuz, hangi güzergâhları takip ettiğimiz gibi kritik bilgiler yeterli gizlilik ayarlarını yapmamışsak takip edilebilir. Mesela art niyetli kişiler, evimizde kimsenin olmadığı saatleri kısa bir sosyal medya takibiyle bulabilir. Bu da hırsızlara hatta azılı suçlulara kapı aralayan bir durum. Çocukların ailelerinden habersiz olarak sosyal medyada yaptığı paylaşımlar konum bilgisi içerebilir. Çocukların kendisini akranı gibi tanıtan tanımadıkları kişilerle WhatsApp’ta mesajlaştığı, ailesi, evi ve kendisiyle ilgili bilgiler verdiği gibi bir senaryo felaketle bitebilir.

  • Bundan sonra sanal dünyada kişi mahremiyeti daha tartışmalı bir hale gelecek mi?

Bireysel mahremiyet, tüm dünyada tartışılan bir kavram. Bu konuda bilinç oluşması için çalışmalar yapmak gerekiyor. Hem kamu ve hem de sivil toplum kuruluşlarının farklı çalışmaları varsa da, yetersiz. Bu nedenle ‘bireysel mahremiyet’ kavramını gündemde tutmak gerek. İnsanlar bilinçlendikçe konunun daha fazla gündemde olacağını söyleyebiliriz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.