Perşembe, Haziran 22

Artık gitmeliyim!

“Dertlerimi zincir yaptım, birbirine ekliyorum.
Geleceksin diye bir gün, seni hâlâ bekliyorum!”

Çocukluğuma götüren şarkılardan biridir bu, Selçuk Ural’ın söylediği. “Şimdi Türkçe sözlü hafif müzik dinleyeceksiniz” anonsuyla başlayan şarkılar dizisinin içinden bir parça. TRT’den orta dalga üzerinden (o zaman FM bandı falan yok tabi) mono dinlediğimiz şarkılar. Şimdi, her şey stereo. Hatta “surround”, “Dolby digital” vesaire, vesaire?

Ama o zamanki tat ve ruh yok. Şarkılardaki ne sözler ne de müzik ruhuma hitab ediyor. Arada istisnalar çıksa da, bana sanki tek bir melodiyi, müziği ve “dum-tıs, dum-tıs” şeklindeki ritmi kullanıyor gibi gelen yeni yetme şarkılarda (aslında bunlara şarkı demek, gerçek şarkılara haksızlık olur) tat-tuz yok.

Acaba insanın yaşı ilerledikçe eskiye duyduğu özlem mi artıyor? Bunun sonucu olarak, güncel şarkıları beğenmemeye ve gençliğinde terennüm ettiği şarkıları mı özlüyor? Benden bir kuşak sonrası da bugün benim beğenmediğim şarkılara mı özlem duyacak, “Ah nerde o eski şarkılar!” diyecek? Bu sorular kafamın içinde dönüp duruyor.

Büyük ihtimalle durum buna yakın olacak. Ama bu durum, bugünkü şarkıların dünküyle eşdeğer güzellik ve kalitede olduğu anlamına gelmiyor. Her geçen gün daha kısa ömürlü, sabun köpüğü gibi ve bir yaz tatilinde tüketilip sonra unutulan şarkılar çıkıyor ortaya. Geriye kalan, iz bırakan eser sayısı çok az. Her şey daha “pop”üler, daha az ömürlü oluyor. “Pop”üler hayatlar, “pop”üler duygular hakim bu yüzyıla!

Hamiş: 1980’lerin sonunda pop müziğe yön veren isimlerden İngiliz şarkıcı George Michael bu tarz (pop) müziği bıraktığını şu cümlelerle açıklamış:

“Bana şöhret, zenginlik ve istemediği medyatik ilgili veren tarzı artık öldü. Bu tarz öldüğüne göre artık gitmeliyim”.

Melih Bayram Dede, Dergibi, 6 Mayıs 2005.

%d blogcu bunu beğendi: